24 Ocak 2023 Salı

Dönüşüm Muhteşem Olacak! *

                                                                                                             Deniz Kırımsoy Denge                                

Dergimizin iki sayı ayırdığı ve aslında iki bin sayıya dahi sığmayacak olan dönüşüm kelimesine/kavramına devam ediyoruz. “Neydi konu?” başlığı altında size öncelikle geçen sayının bir özetini sunmak isterim[1]. Ardından “dönüşüm dönüştü mü?” başlığı altında, kelimemizin kavramsal ve dilsel varoluşu arasındaki değişiklikleri izleyeceğiz.

“Dönüşümün sonu” adlı başlıkta ise hem bu hem de derginin geçen sayısındaki yazının verilerini bir arada değerlendirmeye çalışacağım.

 

Neydi Konu?

Öncelikle “dönmek” eylemine bakmış; dilbilgisel, anlamsal ve kavramsal özelliklerine göz atmıştık. Sonuç itibarıyla üç kavram kategorisi tespit etmiştik: 1) ‘somut ya da soyut eğrisel bir hareket’ (tam tur kendi ekseninde, bir şey etrafında, çeşitli yönlere; hatta ileri, geri ya da karışık, girift) 2) ‘somut ya da soyut bir değişim’ (kararından dönmek, inancından dönmek, gün dönmek, renk dönmek vb.) 3) ‘gibilik, benzeme’ (maymuna, deliye, çamura vb.). dönmek eylemini değerlendirip bitirdikten sonra dönüşmek eylemine geçtik.

 

dönüşmek eyleminin dilbilgisel anlamda karşılıklı, bir grup halinde ya da kendi başına işleyen bir süreç” olabileceğine de değindik. Kavramsal anlamda ağırlıklı olarak dönmek eyleminin son iki kategorisinden geliştiğini ortaya koyduk: somut veya soyut değişim ve benzeme. Eylem olarak hem dönmek hem dönüşmek köklü bir geçmişe sahip demiştik ve varlıklarını doğanın hareketinden aldıklarını vurgulamış, döngüsel zaman anlayışına dikkat çekmiştik. dönüşmek eyleminin incelemesi tamamlandıktan sonra bununla birlikte dönüşüm kelimesini izlemeye başladık. Sözlüklerde yaptığımız yolculukla, dönüşüm kelimesinin biçim, hal ve şekil değişikliği olarak tanımlandığını belirledik. Ayrıca inkılap, ihtilal, devrim, reform gibi kavramlarla yakınlaştırıldığına şahit olduk ve burada resmi dil aracının nasıl eğilip bükülebildiğini de yakaladık. Ayrıca, aynı çerçevede sözlük yazımı ve yazım kurallarıyla da bu eğip bükmeye katkı sağlandığını da gördük: bir gelip bir giden üstten virgüller, bir gelip bir giden şapkalar, yabancı kökenli kelimeyi okuma bilgisinin bir verilip bir verilmemesi, anlatım biçimi olarak bir Batı, bir Doğu kökenli kelimeler kullanılması. Böylece dilin, siyasi algı yönetimi amacıyla kullanımını da dillendirmiş olduk. Bir yakalamayı da evolüsyon, mutasyon, transformasyon kelimeleri ile yaptık. evrim bir türlü tanımlanamamış. Sonuç olarak dönüşüme dair şöyle kavram kategorisi ortaya çıkardık: değişim > yenilenme, dönüşüm ve varoluş biçimi değiştirme (başkalaşım).

 

Son olarak terimleri de katınca hemen hemen her alanda dönüşüm kelimesinin kullanıldığını gördük. Kavramın, iliklerimize kadar işlediğini ortaya koyduk. Olumlu bir içerik taşımasına rağmen, kimi uygulama sonuçlarının dünyamız ve insanlık için çok da olumlu olmadığına dikkat çektik.

 

 

“dönüşüm” Dönüştü mü?

 

 dönüşüm’ün doğum anından bugüne kadar olan olgunlaşma sürecine tanıklık etmeye çalışalım. Kelimemiz, Cumhuriyet tarihimizle neredeyse yaşıt[2]. Tam doğum tarihini söyleyemesek de yaklaşık olarak 1932-38 yılları arasında dünyaya geldi. Eski ve Orta Türkçede yok[3]. Osmanlıcada yok[4]. dönüşüm, kelime olarak sadece 80-90 yıldır var.

Peki, daha önce hiçbir şey dönüşmemiş mi yani, diye sorabiliriz. Öyle ya! Dil, sadece var olan (var kabul ettiği, var saydığı) bir şeyin adını koyar. Kavramsal olarak dilimiz ezelden beri değişimi, dönüşümü kabul etmiş. Ancak bunu Türkçe kökenli bir kelime ile adlandırması çok yeni. Bakalım, kelimemizin tarihsel macerası nasılmış?

Bu kelime, kökünü Eski Türkçedeki ‘dönmek, değişmek’ anlamlarında tön- eyleminden almış[5]. Bu kelimeye, “değişmek” eylemine yakın anlamlı olan teg- (ulaşmak, erişmek, yaklaşmak, değmek, dokunmak, ermek, varmak, olgunlaşmak) şeklinde bir başka eylem daha var. Kanar (2018) ayrıca ön- (çıkmak, neşet etmek, ulaşmak, yönelmek, büyümek) köküne ve önet- veya önged-[6] eylemine de gönderme yapıyor.

1000’li yılların ötesindeki sözlük taramalarında değmek, değişmek, dönmek, ayır- vb. eylemler ya da ayrı, başka vb. sıfatlar baki kalmakla birlikte, Müslüman-Arap kültürünün etkisiyle tahavvül ve istihale kelimelerini görüyoruz. Aynı zamanda bunlar yakın anlamlı olarak kabul edilebilecek ‘yenilenme’ karşılığı tadilat, teceddüt, inkılap ve ıslahat; ‘ilerleme, iyileşme, güçlenme vb.’ karşılığı inkişaf, terakki; başkalaşım anlamında tegayür gibi kelimeleri bulabiliyoruz. 19.yy sonlarına doğru ise Batı etkisiyle transformasyon, mutasyon, evolüsyon, restorasyon, revizyon gibi halka yayılan kelimelerin yanı sıra bilim ve teknik alanlarındaki rejenerasyon, transfigürasyon, transmutasyon, alternatör, alterner, diversifikasyon, metamorfoz, modülasyon gibi terimlere de rastlamaya başlıyoruz[7]. 1930’lar ve Dil Devrimi deyince dilimize dönüşüm kelimesi de giriveriyor. 2000’li yıllarla birlikte teknoloji devrimi ve küreselleşmenin etkisiyle İngilizce kelimeler yoğunlaşıyor: konverşın, inoveyşın… [8]

Tüm bu kelimelerin bazıları süre içinde yok oluyor, bazıları bazılarının yerini alıyor, bazıları da anlam, kavram, şekil şemal değişiklikleri geçirerek Türkçedeki yolculuklarına devam ediyorlar.

Eminim sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bunların hepsi eşanlamlı değil[9]. Çok azı bir diğerinin yerine tam olarak kullanılabiliyor. Mesela değişim yerine dönüşüm kullanılabilecek metinler var. Ama tadilat yerine mutasyon kesinlikle kullanılamaz, onarım, yenileme, restorasyon, iyileştirme, güçlendirme kullanılabilir. O da yer yer. Bu kelimelerin arasında nüanslar, yani küçük anlam, çağrışım, kavram ayırtıları bulunuyor. Yukarıdaki paragrafta sıraladığımız kelimelerin bazıları da terim. Bazı kelimeler, bir diğerinin üst, alt ya da yakın, denk kavramı olabiliyor. Temel kelimelerimizin altına sadece zıt kavramları dahi eklesek oldukça geniş bir kavramlar listesine sahip oluyoruz. Bütün bu kelimeler, kavramsal bir zenginliğin işareti[10].

Kavramsal çerçeveyi daha iyi gözlemleyebilmek için dönüşüm kelimesinin çevresine eklemlenebilen sıfatlara bakalım. Eşdizim Sözlüğümüz dönüşüm kelimesinin etrafında şu sıfatları tespit etmiş: anlık, beklenmedik, bilinmedik, bunca, ciddi, denetimsiz, devrimci, esaslı, hızlı, ilerici, imgesel, irili ufaklı, kalıcı, komik, köklü/kökten/radikal, marjinal, rafine, sancılı, sembolik, temelli, yapısal[11]. Bu sıfatlara kabaca bakıldığında bunların ağırlıklı olarak olumlu ya da tarafsız sıfatlar oldukları söylenebilir[12]. O halde dönüşümün olumlu bir yön ya da niyetle gerçekleşen bir eylemdir. Ancak bunu, kendi kendine gerçekleşen dönüşümler, karşılıklı gerçekleşen dönüşümler, bir grup halinde gerçekleşen dönüşümler olmak üzere üç kavram grubu oluşturduğunu hatırlayalım. Ayrıca insan eliyle gerçekleşen/gerçekleştirilen ve kendi kendine olagelen dönüşümler olmak üzere iki bakış açımız var. Toplamda bu olumluluğa beş açıdan baktığımızda farklı bir sonuçla karşılaşıyoruz. Anlaşılan insan eliyle gerçekleşen ve/veya tâbi kılınan dönüşümlerde ‘olumsuzluk’ ön plana çıkıyor görünüyor[13].

Kelimemiz dönüşümün, terimsel kullanım alanı da son derece geniştir. Sosyal bilimler, matematik bilimleri, fen bilimleri, sağlık bilimleri hatta sanat konularında da terimsel kullanımı çok yaygın[14]. dönüşüm, tek başına da bilimsel bir terim ve çeşitli bilimsel sıfatlarla da kullanılabiliyor[15].

Bugün çeviri kelimesiyle adlandırdığımız, bir dildeki bir metni başka bir dile aktarma işine, kısa bir dönem de olsa dönüşüm, dönüştürme demişiz. Fransızca ve İngilizce karşılıklarında da böyle bir anlam mevcut imiş. Dil devrimi sırasında bu anlamda dönüşüm kelimesi kullanılmış ya da kullanılması önerilmiş, ancak tutmamış.

Son olarak bir tarama daha ekleyelim. 1989-2013 arası sözlü ve yazılı kaynaklardan kelimelerin nasıl kullanıldığına bakabildiğimiz TUD (Türkçe Ulusal Derlemi) veri tabanına bakalım:

1989-1995 arası sözlü dil veri tabanında dönüşüm YOK; yazılı dil veri tabanında 89 defa geçiyor (çoğu terimsel; değişim, yenilenme anlamında)

1995-2005 arası sözlü dil veri tabanında 6 defa (çoğu terimsel); yazılı dil veri tabanında 329 defa geçiyor (değişim, yenilenme, yenileme anlamlarında ve terimsel kullanımlar)

2005-2013 arası sözlü dil veri tabanında sözlü dil veri tabanında 14 defa (6’sı geri dönüşüm yerine; kalanlar değişim, yenilenme, yenileme anlamlarında); yazılı dil veri tabanında 230 defa geçiyor (değişim, yenilenme, yenileme, biçim değiştirme anlamlarında. Terimsel kullanımlarda önemli bir azalma var)

 

Bu sayılar bize, bir Cumhuriyet bebeği olan dönüşüm kelimesinin, kendi kavramsal çerçevesine ancak kavuşabildiğini gösteriyor. Bugün sözlüklerde “esk.” (eski kullanım) diye imlediğimiz yabancı kökenli kelimeler daha neredeyse yeni yeni kullanımdan düşmüş[16].  Aynı süreci, dönüşümün değişimden kavramsal olarak kopma süreci olarak da kabul edebiliriz. Sonuç olarak dönüşüm de bir nevi değişim. Ama genellikle kalıcı ve geri dönülemez bir değişim, daha olumlu sonuçlara sahip ve kesinlikle bir oluş sürecine ihtiyaç duyuyor. 2000’lerin başından itibaren dönüşüm kelimesinin kullanımı hızla artmış. Bu kullanım yoğunluğunun artışına bir de dönüşüm kavramına eklemlenen diğer yeni kavramları da katmalıyız: tekamül (kamil olma yolunda ilerleme; gelişme, ruhsal dönüşüm vb) ve upcycling (ileri dönüşüm) ya da recycling (geri dönüşüm) ve ayrıca teknik kullanımları…

Hepi topu 30-40 yıllık bir kavramsal içerik gelişmesine sahip olan bir kelimemiz dönüşüm. Görünüşe göre de çok hızlı dönüşmüş.

 

Dönüşümün Sonu!

 

dönüşüm kelime olarak yokmuş eskiden. değişimi anlatan eylemler varmış. Fars, Arap kültürlerinin etkisiyle başka kelimeler de kullanmışız. Sonra Batı kökenli kelimeler katılmış bu kervana. Kavram çerçevesi kâh içerik kaybetmiş, mesela çeviri olmuş sonra bu kaybolmuş. Kâh içerik kazanmış, mesela yenilenmek ve başkalaşım anlamı eklenmiş. Kâh neredeyse tamamen değişmiş, mesela ihtilal de olmuş, evrim de; ihtilal, sonra sonra yenilenme olmuş; evrim bir bulanmış, karışmış sonra değişinim olmuş (mu?!). Ardından teknoloji devrimi yaşamışız, küreselleşme başlamış, yayılmış; şimdi paralel evrenlerin dijitalinden de bahseder olmuşuz. Oralar konverşınlar, transformeyşınlar filan getirmiş[17].

İşe böyle böyle az gitmişiz, uz gitmişiz, dere tepe düz gitmişiz; gelmişiz bugüne, bir bakmışız dönüşüm şöyle bir şey olmuş:

dönüşüm + yenilenme + başkalaşım = değişim

değişim > dönüşüm (Çünkü değişim, dönüşümden daha geniş. Çünkü her dönüşüm, bir değişimdir. Ancak her değişim, bir dönüşüm değildir)

ve / ama

dönüşüm = değişim (dış yapısal veya iç yapısal -atomun bile içine kadar ya da ruha kadar gidebilen- her türlü değişim sürecidir[18]. Anlık dönüşüm olmaz, bir süreçtir. Kalıcı değişimlerdir. Bu üç özellik, bir dönüşümü, bir değişimden ayırır.

dönüşüm = yenilenme[19] (yeni, iyi, güçlü vb. hedefli süreçler ya da özellikle fels. ve pol. çerçevede büyüme, ilerleme, güçlenme hedefli süreçler bağlamında dönüşüm, yenilenme kavramı ile eş çerçevededir.)

dönüşüm = başkalaşım (bir nesne, durum ya da canlının tümüyle başka bir nesne, durum ya da canlıya dönüşmesi bağlamında kökten değişim sürecidir)[20]

 

Bu tabloyu ve dipnotlarındaki ayrıntıları incelerken dikkatimi çeken birkaç noktayı daha paylaşmak isterim:

dönüşümün, yenilenme başlığı altında sıralanan kelimelerin bağlı olduğu “yeni”, “iyi”, “güçlü”, “güzel” gibi sıfatlar (bkz. dip not 19) ilk bakışta olumlu anlam içeriğine sahip. Zıt kavramlarına bakıldığında normalde olumsuz anlam içeriğine sahip kelimelerin geçmesi beklenir: “eski”, “kötü”, “güçsüz”, “çirkin” vb… Nitekim bir kısmı da öyle. Ancak bu kategorideki zıt kavramlara tek tek baktığımızda farklı bir durumla karşılaşıyoruz. Bunlardan bazıları, belki de hepsi şartlara göre istenen, beklenen, olumlu addedilen bir değişikliğe işaret edebiliyor. Listedeki eskime örneğinden yola çıkalım: İkinci el piyasasında “retro” denilen bir kavram vardır. Bu, eskiden var olup da aynısı yeniden yapılan ürün anlamına gelir. O halde yeni ürünün eskitilmesi, belli şartlar altında bırakıldığında ürünün eskimesi; beklenen, istenen, olumlu bir sonuçtur. Başka bir deyişle ‘iyi’dir. Kısaca ‘iyi’nin karşıt anlamlısı ‘kötü’ değil, ‘iyi’ olabiliyor. Yine listedeki klasikleşmeyi de ele alalım. Bir şeyin klasik hale gelmesi; istenen, beklenen, olumlu bir sonuçtur genelikle. Halbuki bu listede ‘yenilenme’nin karşıt anlamlısı olarak yer alıyor. Yani aslında kötü bir şey olması lazım. Gerçekten de “vasatlaşmak, klişeleşmek” anlamında klasikleşmek de kullanılabilir. Muhafazakarlaşmayı da son örnek olarak alalım: sol politika açısından olumsuz bir içeriğe sahip görünen bu kelime; korunma, istikrar, değerlere sahip çıkma açısından ele alındığından olumlu bir içeriğe de sahip oluyor. Kısaca bu listedeki hiçbir şey, iyi, güzel, güçlü ya da kötü, çirkin ve güçsüz olmayabilir. Şartlara ya da neden-sonuçlara göre ‘iyi’ olan ‘kötü’, ‘kötü’ olan ‘iyi’ olabilir. Dönüşümün genelde olumlu yönde gerçekleştiği sonucumuza böylelikle, dönüşüme karşıt dönüşümler de şartlar değiştiğinde olumlu sonuç verebilir şekline geldi. Bu durum garip değil. “İyi nedir?”,  “İyi diye bir şey yoktur”, “Her iyide bir kötü vardır” gibi insanlık tarihi boyunca var olmuş felsefi soru ve yaklaşımların dile yansımasından ibarettir.

Hem kişisel büyük dönüşümlerin (dönüşüm, tekamül) hem de toplumsal büyük dönüşümlerin (devrim, reform, ihtilal) karşıt anlamlıları tamamen aynı: durma, durağanlık, durgunluk, hareketsizlik, sabitlik, aynılık // muhafazakarlaşma, klasikleşme, koruma // eskime, köhneleşme, çağdışı kalma // barış, istikrar, huzur, refah. Bu, toplumsal çalışmaların her birinde, sosyoloji, sosyal psikoloji ve psikolojinin eş güdümlü gitmesi gerektiğini gösteren dilsel bir kanıt.

dönüşümün dönüşümü devam edecek; son bulması olanaksız. En basit sebebi, evrende her şeyin zaten değişiyor olması. Kavramlar da buna bağlı değişecek. Peki ya kavramsal çerçeve? O da değişecek ve gerçekte, şu an dahi değişiyor.

Mesela terim listemizden, dijital pazarlama alanına ait dönüşüm kavramını ele alalım. Dünyamız dijital pazarlama çağına ne zaman girdi? 25-30 yıl önce. Bir pazarlama stratejisi olarak da conversion[21] marketing ortaya çıktı. Yani dönüşüm pazarlaması. Buradan da dönüşüm oranı, dönüşüm hunisi, dönüşüm stratejisi vb. terimler üremeye devam etmiş. dönüşüm, yapılan tanıtım çalışmasına harcanan emek ve maliyetin ne kadar müşteri ve bilinirlik ve kazanç sağladığını ifade eden terim[22].

Kendi seyri içindeki dönüşümleri çoğunlukla olumlu; insan eliyle yapılan, tâbi kılınan dönüşümleri çoğunlukla olumsuz şeklinde tespit etmiştik. Bazı teorisyen ve aktivistlere göre dünya için yapılabilecek olumlu bir dönüşüm kalmadı. Bazıları da hâlâ yapılabilecek bir şeyler var diyor. Kimileri; doğal akıştır, doğa bunu halleder diyor. Ben, yapılacak bir şeyler var grubuna inanmayı tercih ediyorum. Dönüşüm muhteşem olacak! Olsun!



HEYBE, Sosyal Hizmet ve Sosyal Politika Dergisi, Ocak/2023, Nika:Ankara

[1] HEYBE, Sosyal Hizmet ve Sosyal Politika Dergisi, Yaz/2022, Nika:Ankara

[2] Bayar, Nevnihal. 2006. Açıklamalı Yeni Kelimeler Sözlüğü. Akçağ: Ankara

[3] Böyle bir kelime Eski Türklerde kesinlikle yoktu denemez. Sadece günümüze dek ulaşabilmiş kaynaklar arasında bulunmuyor denebilir. Halen çeşitli zorluklar nedeniyle deşifre edilememiş bir kelime de olabilir, sadece sözlü dilde kullanılıp kalmış olabilir. Bence değişmek gibi soyut bir eylem üretebilmiş olan bir dil, teorik olarak bir ad da yaratmış olmalıdır. değişmek anlamına gelen  teg-, tön-, ön- önet ve önget- eylem kökleri dışında, geçen sayımızda ele aldığım ve sadece tön-, yani dönmek eylemine yakın olan yan-, kay-, çewür-, dewür-, bur- eylem köklerine de baktım. Acaba içlerinden bir tanesinin Eski ve Orta Türkçede, dönme dışında değişme anlamı barındıran bir ad olmuş ihtimali var mı diye? Hayır, bu yolda da bir tane kanıt bulamadım.

[4] Osmanlıca sözlüklerde dönüşüm ve dönüşmek eylemleri odağında yaptığım tarama sonuç vermedi. Arapça, Farsça muadillerini görebiliyoruz.

[5] tön- eyleminin sadece dönmek değil, değişmek anlamına da geldiğini, buna yakın anlamlı diğer eylemlerle ilgili bilgiyi Heybe Dergimizin bir önceki sayısında ayrıntılarıyla yer vermiştik.

[6] Bayat-Çınar, 2018.

[7] Dilimize giren kelimelerin etimolojik çalışmaları sırasında kronolojik bir sıralama yapma kaygısı güdülmemiş. Bu nedenle, ilgili ‘bir kelime ne zaman ilk defa dilimize girdi’ sorusuna yanıt vermekte zorlanıyoruz. Buna tahminle cevap vermek zorunda kalıyoruz.

[8] Araştırmamın Eski Türkçe, Orta Türkçe verilerinin kaynakları şöyledir:

Bayat, Fuzuli; & Minara Aliyeva Çınar. 2008 Eski Türkçe Sözlük. Ötüken. İstanbul. 

Bayat, Fuzuli. 2008. Orta Türkçe Sözlük (11-16.yy). Ötüken: İstanbul

Kanar, Mehmet. 2018. Eski Anadolu Türkçesi. 2. bas. Say:İstanbul

Gülensoy, Tuncer. 2007. Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Kökenbilgisi Sözlüğü. TDK: Ankara,

Nişanyan, Sevan. Çağdaş Türkçenin Etimolojisi. https://www.nisanyansozluk.com/ (alıntılama tarihi 2022).

 

Osmanlı döneminin verileri için de şu kaynaklardır:

Devellioğlu, Ferit. 2000. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Sözlük. 17. Bas. Aydın Kitabevi:Ankara.

Hacki Tewfik (Galandjızade).1917. Türkisch-Deutsches Wörterbuch. Otto Holze’s Nachfolger: Leipzig

Özön, Mustafa Nihat. ?. Osmanlıca-Türkçe Sözlük. İnkılâp:İstanbul

https://www.osmanlicasozlukler.com/

 

Yabancı kökenli sözcükler dahil güncel veriler için kullandığım kaynaklar: bkz. dip not.17

 

[9] Dilde eşanlamlılık diye bir şey yoktur. Bu sadece öğrenme ve eğitim sürecinde, ya da dil araştırmalarında bir nevi kategori kolaylığı sağlasın diye oluşturulmuş bir kavram. Hiçbir kelime bir diğerine eşanlamlı olamaz. Hafif ya da oldukça ciddi anlam birim farklılıkları vardır. Bu nedenle yakın anlam demek daha doğrudur.

[10] Burada oldukça güçlü bir sav ileri sürebiliriz: Türkler; sadece kendi dillerinde değil, başka dillerden ödünçlemeler de alarak, hem anlam ve kavram hem de nüans zenginliği bol bir dile sahiptirler ve diğer dillere oranla bunu güçlendirebilecek daha geniş bir altyapıya sahiptirler. Anadolu tarihinin kelimeler ve kavramların içine yansıyan büyük zenginliği, politik baskılardan arındırılabilirse, bu, her alanda yaratıcılığın hızlı bir şekilde derinleşmesine ve yayılmasına hizmet edecektir.

Ayrıca, Türkçenin fakir olduğunu ileri sürenlerin Türkçeye hiçbir katkılarının olmayışı da tartışılabilecek ayrı bir konudur. Dili geliştiren o dili konuşanlar, kullananlardır. Kurumsal bir hareket dili geliştiremez. Böyle bir bakış açısı dilin ve insanın doğasına aykırıdır.

Bu vesile ile düşünce ve duygu üreten herkesi burada cesaretlendirmek isterim. Herkes dilin oluşumuna katkı sağlayabilir. Bilim insanları ve şairler zaten ve zorunlu olarak bunu yaparlar.

[11] Türkçenin Eşdizim Sözlüğü. http://turkcederlem.mersin.edu.tr/esdizim/ (alıntılama tarihi 2022)

[12] Bu kişisel varsayımımdır. Kesin bir sonuç için bu sıfatların geçtiği metinler üzerinde anlam ve kavram analizleri yapmak gerekir.

[13] Bu da kişisel varsayımım. Yine tam bir sonuç için her kelimenin hem kendi içinde hem de yanındakiyle bağlamsal ilişkisini ortaya koyabilecek söylem ve söz analizleri yapmak gerekir.

[14] Tıp: gen dönüşümü (mikrobiyoloji), hidrotermal dönüşüm, karsinomatöz dönüşüm (mikrobiyoloji), malign dönüşüm (patoloji) // Ekonomi: KRY dönüşümü (işletme), kurumsal dönüşüm (işletme), sektörel dönüşüm, endüstriyel dönüşüm, dönüşüm (pazarlama), kentsel dönüşüm (ekonomi, politika) // Fizik: Çoklu dönüşüm, faz dönüşümü (elektrik), Fourrier Dönüşüm Yöntemi (elektrik), renk dönüşümü (optik), renk uzayı dönüşümü (optik) // Bilişim: dönüşüm, Hough Dönüşüm Yöntemi // Edebiyat-dil: koşullu dönüşüm (edebiyat), sözel dönüşüm (edebiyat), şiirsel dönüşüm (edebiyat) // Matematik: kapalı dönüşüm, dönüşüm geometrisi // Kimya: dönüşüm // Şehircilik: geri ve ileri dönüşüm (atık değerlendirme). Ayrıca kurumsal terimler de bulunuyor: ders denklik not dönüşümü (MEB), sağlıkta dönüşüm (Sağlık Bakanlığı). Nasıl kategorize edeceğimi bilemediğim, sadece bir kez kullanılmış görünen, doğruluk paylarından emin olamadığım sabit dönüşüm, yaşam dönüşüm modeli ve online dönüşüm terimlerini de ekleyelim. Ve aslında çok daha fazlası var. Çünkü elimizde olan sözlükler sadece belli bir zaman dilimine sahip ve en az son 10 yılı göremiyoruz. Mesela uzay bilimlerinde dönüşüm terimleri oluşumu sorusu açık.

[15] bilimsel, biyolojik, demografik, ekolojik, endüstriyel, fiziksel, ideolojik, kurumsal, küresel, nüfus bilimsel, politik, psikolojik, psikososyal (veya psiko-sosyal), siyasal, sosyal, sosyoekonomik (veya sosyo-ekonomik), sosyolojik, toplumsal.

[16] Son 20 yılın verilerine ulaşamadığımız için günümüzdeki durum hakkında bir yorum yapmak zor. Ancak genel olarak Arapça kökenli kelimelerin yoğunlaşmaya başladığı, herkes tarafından gözlemlenebilir durumda.

[17] Makale için gereken tüm güncel veri tabanı aşağıdaki kaynaklarla oluşturulmuştur:

 

Ayverdi, İlhan. 2020. Misalli Büyük Türkçe Sözlük. Kubbealtı:İstanbul.

Cin, Ş. Recai. 1971. Kavramlar Dizini. (2 cilt), Ankara Üni. Basımevi. TDK yay.

Duman, Deniz. 2022. „Şirketimizin adı neden dönüşüm?“. Yayınlanmamış sesli görüşme kaydı.

Etymo. Online Etymology Dictionnary. https://www.etymonline.com/  (alıntılama tarihi 2022)

Hawramani. Arabic Lexicon. http://arabiclexicon.hawramani.com/%D8%AD%D9%82%D8%A8/ ((alıntılama tarihi 2022)

TDK. Genel Sözlük. www.tdk.gov.tr (alıntılama tarihi 2022)

TUD. Türkçenin Ulusal Derlemi. (https://v3.tnc.org.tr/) (alıntılama tarihi, 2022)

Türkçenin Eşdizim Sözlüğü. http://turkcederlem.mersin.edu.tr/esdizim/ (alıntılama tarihi 2022)

Yurtbaşı, Metin. 1996. Eş ve Karşıt Anlamlılar Sözlüğü. MEM Ofset. Ankara.

 

 

[18] dönüşüm

Yakın ve ilgili kavramlar:

dönüşme, dönüşüm, dönüştürme, transformasyon, (esk) istihale, (esk) tahavvül, (esk) tahvil, (esk) tenevvü / farklılaşma, başkalaşma, çeşitlenme, tegayür / (özellikle felsefe ve politikada) devrim, reform, ihtilal / (özellikle psikoloji ve dinde) (ruhsal) dönüşüm, tekamül.

Zıt ve ilgili kavramlar:

durma, durağanlık, durgunluk, hareketsizlik, sabitlik, aynılık, muhafazakarlaşma, klasikleşme, koruma // eskime, köhneleşme, çağdışı kalma // (özellikle felsefe, politikada, psikoloji ve dinde) barış, istikrar, huzur, refah //

[19] yenilenme

Yakın ve ilgili kavramlar

yenilenme, yenileme, yenileniş, yenilikçilik, derleme-toplama, inovasyon, renovasyon, restorasyon, (esk) teceddüt / güçlenme, güçlendirme, tazelenme, gençleşme, dirilme / güzelleşme, güzelleştirme, tazelenme, estetikleşme, sanatsallaşma / iyileşme, iyileştirme, düzelme, düzeltme / onarım, onarma, tamir, tadil, tadilat, restorasyon / (öz. fels., pol.) büyüme, büyütme, gelişme, geliştirme, ilerleme, ilerletme, ıslahat, (esk) inkışaf, (esk) terakki, inkılap, çağdaşlaşma, modernleşme, muassırlaşma, asrileşme, medenileşme.

Zıt ve ilgili kavramlar

eskime, eskitme, eskiyiş / klasikleşme, köhneleşme, yaşlanma, çökme, çöküş, dağılma, eprime, parçalanma, dağılma, sararma, solma / paslanma, dökülme / bayatlama, bozulma, çürüme / harabeleşme, hurdalaşma, çöplüğe dönme / olduğu gibi kalma veya bırakma, donma // güçsüzlük, güç kaybı, güçsüzleşme, eksilme, zayıflama, zaaf artışı, iradesizleşme, iktidarsızlaşma, iktidar kaybetme, acze düşme, bitme, çökme, dağılma, halsizleşme / erime, eskime, yorgunluk, halsizlik, takatsizlik, ihtiyarlama, kocama, yaşlanma // çirkinleşme, çirkinleştirme, kötüleşme, kötüleştirme / bayatlama, çürüme, bozulma, çökme / vasatlaşma, bayağılaşma, adileşme, sıradanlaşma, değersizleşme, önemsizleşme // kötüleşme, bedleşme, berbatlaşma, beterleşme, fenalaşma, olumsuzlaşma / hastalanma, ciddileşme, kritikleşme, ağırlaşma, vahimleşme, zorlaşma / bozulma, çatlama, dağılma, eskime, örselenme, zedelenme, incinme, kırılma, tahrip edici, vehamet verici, felaket halini alma, / adileşme, aşağılıklaşma, sıradanlaşma, değersizleşme, önemsizleşme, seviyesizleşme / gerginlik, korkutuculuk vb. // bozma, bozulma, parçalama / harap etme, viran bırakma // yıpranma, yıpratma, aşınma, sökülme, tarazlanma, tiftiklenme, yırtılma // küçülme, gerileme, daralma, zayıflama, dağılma, çökme / durma, durgunluk, hareketsizlik, sabitlik, aynılık / muhafazakarlaşma, klasikleşme, koruma / eskime, köhneleşme, çağdışı kalma / barış, istikrar, huzur, refah

[20] başkalaşım

Yakın ve ilgili anlamlılar

başkalaşma, başkalaşım, farklılaşma, farklılaşım, (esk) tenevvü, (esk) tegayür, (esk) istihale, (esk) tahavvül, (esk) tahvil / evolüsyon, evrim, evrilme, değişinim, transformasyon, mutasyon, metamorfoz

Zıt ve ilgili kavramlar

durma, durağanlık, durgunluk, hareketsizlik, sabitlik, aynılık

 

[21] conversion İngilizceden dilimize geçti. Latince kökenli bir kelime. Başındaki co- bir önektir ve başına geldiği kelimeye ‘birliktelik, beraberlik’ anlamı katar. Yerine göre con-, com-, cu- cum-, cun- şekilleriyle de karşılaşmak mümkün. Türkçede bildiğimiz koordinasyon, kooperatif gibi kelimelerin başında da bu önek var. Kelimemizde, bu önekten sonra gelen  wer- ise bir eylem ve Eski İngilizcede ‘dönmek’ anlamına geliyordu. convert eylemi, 14yy. İngilizcesinde “dini inancından dönmek” anlamına geliyordu. Daha sonra “bir durum/biçimden başka bir durum ya da biçime geçmek” anlamını kazandı. Teknoloji çağında bu anlamı daha da genişledi ve “herhangi bir formattaki dijital veriyi başka bir formata çevirmek” anlamını kazandı. Şimdi de karşımıza bir satış stratejisi, bir ekonomi terimi olarak çıkıyor.

[22] Bu konuda yazıma deneyimini katan Dönüşüm Sistemleri Şirketinin Yöneticisi Deniz Duman’a teşekkür ederek başlamak isterim. Bu makaleyi yazarken hayat bizi karşılaştırdı. Kendisi dönüşüm stratejileri danışmanlığı ve eğitmenliği yapıyor. O böyle dönüşüp dönüştürürken, ben kendimi başka bir şekilde dönüştürüp dönüşürken, bir yandan dönüşüm konulu makalemi yazarken, meraktan sordum kendisine: Neden şirketinizin adı Dönüşüm? Hem bu terimsel anlamı hem de metamorfoz ve kişisel dönüşüm ile ilişkisi şirketin adını doğurmuş. Deniz Duman, dijital göçebelik kavramı altında “zincirlerinden kurtul, al eline laptopunu nereden, nasıl istersen çalış” mesajı vermeye çalışıyor. “Önce siz dönüşeceksiniz” diyor. Logoyu da bir kelebek olarak düşleyip yapmışlar. Tırtıldan kelebeğe dönüşmek esas düşünce. Logoda yer alan kelebeğin pixelli oluşu ömrünü de uzatmış.