Dön, Dönüş, Dönüştür!
Deniz
Kırımsoy Denge
Dilimiz, yapılarına göre diller
sınıflamasında eklemeli diller arasında. Bu gruba dahil olan diller
genelde kök kelimenin yanına gelen eklerle bir yapım ya da dizim elde ederler.
Diğer dillerde bu sistem farklı işler[1].
dönüşüm kelimesinin kökü “dön-”. Yanına önce -üş eki gelmiş (-ş, -ış,
-iş, -uş ve -üş biçimlerini ya da sadece -ş ekini alabilen bu eki –(I)ş diye
gösterelim). Ardından da –üm ekini almış (bu eki de -(I)m diye gösterelim). Türkçede bazen 8-10 ek arka arkaya
dizilebilir. Bu dizilme sırasında da ya yeni bir kelime ya da bir cümle
oluşturulur.
dönmekten sonra dönüşmekle devam
edelim. Eylem köküne ya da gövdesine gelen –(y)(I)ş ekinin temel özelliği,
öznenin ve nesnenin bir eylemi ‘birlikte’ ya da ‘karşılıklı’ yaptığını ifade
etmektir (Dilbilgisinde buna işteş çatı adı veriliyor): “Ben seni
ararım, sen beni ararsın”; yani ‘araşırız’ (karşılıklılık). “Çocuklar okul
bahçesinde hep birlikte bağırdılar” yani ‘bağrıştılar’ (birliktelik). Aynı
ekin, yine eylem köküne gelmesiyle ortaya çıkan bir diğer işlevi; özne ve
nesnenin aynı olması, dolayısıyla eylemin nesne olarak özneyi etkilemesidir (Dilbilgisinde
buna dönüşlü çatı adı veriliyor). “Ben kendimi bir iş için kaldırırım”,
yani “Bir işe kalkışırım”; “Kendimi işle sıkmış olurum, yani “Sıkışırım”. Az da
olsa eylemlere gelen bu ek edilgen çatı anlamı da taşıyabilir[2]:
“Prens fareye dönüştü” (Prens, birisi tarafından dönüştürüldü). dönmek, dönüşmek
ve dönüşüm özelinde ilginç bir durumla karşılaştığımı düşünüyorum: Dört çatısı
olabilen bir eylem: “Atık cam dönüşümü” örneğinden yola çıkalım: Şişeler hep
beraber cama döner (işteş-birlikte), Şişeler kendilerini cama döndürür
(dönüşlü). Şişe cama döner, cam şişeye döner (işteş- karşılıklı). Şişe, birisi
tarafından dönüştürülür (edilgen). Bu dört cümleyi de tek bir eylemle ifade
edebiliyoruz: dönüşür.
dönüşüm kelimesine sadece yapısal olarak
bakınca dahi çok yönlü bir hal ortaya çıkıyor. Bu durum ne iyi ki bununla
sınırlı kalmayacak. Çok daha baş döndürecek sanki.
En başından başlamalı…
Dönmek
Eylemin anlamları için öncelikle yine resmi Genel
Türkçe Sözlüğümüze ve 1944 ilk basım olmak üzere bütün resmi sözlüklerimize baktım[3]. Tespit
ettiğim anlam zenginliğini[4] sınıflamaya
kalktım, işin içinden bu kadarla çıkamadım. dönmek ile eşanlamlı olan
kelimeleri listeledim[5]. Ardından deyimleri topladım[6]. Son
olarak da kullanım alanlarına baktım[7]. O da
yetmedi günümüz Türki dillerine baktım[8].
Bütün bu taramalar sonucunda üç kavram grubu toparlayabildim:
Yazımın “Dön babam dön” alt başlığında ele aldığım dönmek; ‘somut ya da
soyut eğrisel bir hareket’ ifade ediyor. “Devran dönecek mi?” alt başlığında
ele aldığım ise ‘somut ya da soyut bir değişim’ ifade ediyor. Son olarak da “Arapsaçına dönmesin bu yazı?” adlı alt
başlıkla ‘gibilik, benzeme’ ifade eden dönmekten bahsedeceğim.
Bu üç alt başlığı tamamladıktan sonra daha
sadece dönmek eylemini bitirmiş olacağız. Asıl görevimiz, yani dönüşüm
kelimesi bu uzun girizgâhtan sonra başlıyor. “Konumuza dönelim!” başlıklı bu
bölümde “dönüşüm” kelimemizin macerasına bakacağız.
Ana başlığımızla aynı olan “Dön, dönüş,
dönüştür!” ise sonuç bölümümüz olacak.
Bütün bu hikâyeye başlamadan dönmek eyleminin
köklerine bir göz atmak anlamlı olacaktır:
dönmek, elimizdeki kaynaklara göre oldukça eski bir sözcük. İlk
kayıtlara göre tön- şeklinde kullanılmış (Nişanyan, alın.2022). Kaşgarî
Mahmud’un çalışmaları, kelimenin Oğuz ve Kıpçak dillerinde var olduğunu ileri gösteriyor
(12.yy). Gülensoy da aynı şekilde tön- köküne gönderme yapmış. Maalesef
sözlükte kaynak tarihine yer verilmediği için, tön- ve bağlantılı diğer
kelimelerin hangi süreçleri yaşadığını izlemek mümkün değil[9]. Tonyukuk
Yazıtlarında (8.yy) ise tön- eylemi geçmiyor, onun yerine yan-
eylemi bulunuyor (Akar, 2022). Bu, elbette –tön- eyleminin o zamanlar kullanılmadığını
gösteren bir kanıt değil. Bugün Türki
dillerde de tön- kökü ve yuvarlaklığı ifade eden günümüz kelimelerin
(örneğin Kırgızca tekerlek karşılığı döŋölök,
yüzük karşılığı töŋkölük) kullanılması
da bunu kanıtlıyor. Kelimenin çok eski olduğuna dair başka bir kanıt da günümüzdeki
şekliyle dön- kökünden türetilmiş kelime sayısının çokluğu[10].
Elimizdeki kayıtlara göre, tön- eyleminin anlamı şöyle verilmiş: 1.
Dönmek, 2. Ters çevrilmek 3. Bir istikamete çevrilmek 4. Değişmek[11].
Tonyukuk Yazıtlarında geçen yan- eylemi ise “1.
Tehdit etmek, 2. Taraf olmak, 3. Yana dönmek” şeklinde tanımlanmış[12]. Ad olarak
kullanılan yan ise bugünkü anlamına sahipmiş. Tüm tarihsel sözlükler
ışığında “taraf” anlamına gelen yan kelimesinin, dönmek (birisine
ya da bir şeye doğru yüzünü dönmek) anlamını kazandığını ileri sürmek mümkün. 360
derecelik tam tur dönmek anlamının, kanımca yan- eylemiyle ilgisi
olmamalı.
Türki diller taraması yaparken dikkatimi çeken bir de kay-
kökü bulunuyor (bkz. dipnot 8). Bayat ve Çınar’a (2008) göre kay-
kökünün anlamları “1. kaymak, meyletmek, yönelmek 2. dönmek, arkaya dönüp
bakmak 3. dikkat etmek, karşılık vermek 4. bir şeye başvurmak, baş eğmek 5.
kabul etmek, desteklemek”. Aynı sözlükte ķaytar- eylemi, “yöneltisinden
döndürmek, çevirmek” şeklinde verilmiş. Bayat’a göre (2008) “ķay-: 1. kaymak,
ayağa kalkmak, meyletmek 2. caymak 3. arkaya dönmek, arkaya dönüp bakmak 4.
ilgi göstermek, kedere ortak olmak”. Ayrıca sözlükteki kaydış- (geri
dönmek), ķaydur- (çevirmek), ķayıd- (dönmek, geri dönmek), ķayıt-
(dönmek, geri dönmek, vazgeçmek, caymak) ve ķayra ( 1. geri, ters yön,
2. yeniden, tekrar) sözcükleri de kökün dönmek ile ilgisini açık bir
şekilde ortaya koyuyor. Kanar (2018), Orta Türkçeye dair olmasına karşın ilginç
bir şekilde sözlüğünde kay- köküne yer vermemiş. Buna rağmen başka bir
maddebaşında verdiği kaya kelimesi, ‘taş’ anlamının yanı sıra ‘geri’
anlamına gönderme yapıyor. Ayrıca yine Sözlüğündeki kaya gelmek (geri
gelmek), kayda (nerede), kaydan (nereden), kaydırmak
(saptırmak, göndermek), kayıkmak (meyletmek, eğilim göstermek, dönmek,
sapmak, yüz çevirmek) kelimeleri de kay- kökünün dönmekle
bağlantısını gösteriyor. Kanar (2018), sözlüğünde vermiş olduğu Türkçe-Eski
Türkçe indeksinde kay- ve tön- kökleri dışında; baş cigrinmek,
baş cegzinmek, baş çevzinmek, burılmak, burulmak, cizginmek, çarh urmak, çarha
girmek, çegzinmek, çeğzinmek, çekzinmek, çevrinmek, çevrünmek, çezginmek,
çizginmek, devritmek eylemlerini de vermiş karşılık olarak. Diğer
kaynaklarımda çevrinmek, çevrünmek ile ilgili başka delillere
rastlayamadım. çewür-, çevür- şeklinde eylemlere rastlamak mümkün[13]. Bugünkü
çevirmek, çevre, çeviri kelimeleri de bu bağlantıyı ortaya
koyuyor. Kanar’ın belirttiği çez-, çiz- çeg-, çek-, çez- ile kurduğu
bağlantıyı da elimdeki kaynaklarla kuramadım. devrit- eylemi ise biraz
karışıkmış gibi görünüyor: Kimi kaynaklar bu kelimenin kökünü Arapça olarak
veriyor. Ancak Eski Türkçe kaynaklarda, başka bir deyişle Türkler Müslüman
olmadan önce de bir kelime var. Tartışmalar anlamsız görünüyor: Eşsesli iki ayrı
kökün varlığı son derece açık. Birisi Eski Türkçe dewür- (bugünkü
anlamıyla bildiğimiz gibi, devirmek), diğeri de Arapça kökenli dawr (دور). Örneğin devrim kelimesinin kökü Eski Türkçeye, devre,
devretmek, devr-i daim vb. ise Arapçaya dayanıyor. Son olarak da bur-
köküne bakalım: burmak ve ilgili kelimelerin tümü bugünkü gibi, o zaman
da ‘döngüsel bir hareketle sarmak, sıkmak’ anlamına sahip. Eski Türkçeden
gelmiş olan bir eylem ve halen varlığını koruyor.
Tarihsel sözlükler, Eski Türkçeden beri tön- eylemine
eşanlamlı pek çok kelime olduğunu ortaya koydu: yan-, çevür-, dewür-, bur-,
kay-. Bu da ilginç bir sonuç bence. Demek aslında o zamanlar dahi pek çok
dönme hareketini birbirinden ayırmak gereğini hissetmişiz: kendi merkezinde
dönmek, bir şeyin etrafında dönmek, vazgeçmek, sararak döndürmek, ters yüz
ederek dönmek/döndürmek vb… Bu yöndeki kesin sonucu derin bir metin taraması
yaparak söyleyebiliriz. Anlam farklarını ayırmışız evet, ama hangisini, hangi
anlamlarda kullanmışız ya da hangisini, hangi dönem kullanmışız da sonra bir
ara nasıl bir sebeple vazgeçmişiz? Neden öyle yapmışız? Bu ve benzeri soruların
hepsi burada açık kalıyor maalesef.
Peki, acaba neden bu anlam farkları bizim için bu kadar
önemli olmuş? O kadar önemli olmuş ki apayrı kelimeler kullanmayı gerekli
görmüşüz. Hem de birbirlerine hiç benzemeyen 6 kelime. Kanar da haklıysa, çez/çiz-
ile çeg/çek- köklerini de eklersek 8 ayrı kelime. 400lü, 800lü, 1000’li
yıllarda! Bu soru aklıma ilk olarak döngüsel zaman kavramını getiriyor. Bu
konuya aşağıda yeniden değineceğim. İkinci olarak da Eski Türklerin akıncı
kültürünü. Gidip dönmek, karardan dönmek, yana dönmek (ve yanıtlamak) ve
benzeri pek çok hareket, oluş, olgu, durum ayrı bir şekilde adlandırılmış
olmalı. Akıncılar anlık olarak doğru iletişim kurmalı çünkü. dönmek
Türkler için çok önemli bir kavramdı.
Dön babam dön…
Bu bölümde
eylemimizin “somut veya soyut eğrisel hareket” anlamlarına bakacağız:
Merkezli eğrisel
hareket:
Dünyanın kendi merkezi etrafında hareket etmesi yani kısaca dönmesi diyelim ilk
akla gelen olarak. Topaç ya da Mevlevi örnek verilebilir. Bu anlamıyla dönmek
eyleminin eş ve yakın anlamlıları olarak tur atmak, devir atmak, devretmek,
fırıldamak eylemlerini sayabiliriz. dönmek eyleminin ilk somut
hareketi, çember ya da çemberimsi şeklinde. Başka bir şey ya da kimse merkeze
alındığında etrafında dönmek ya da tavaf etmek anlamı doğuyor: Kâbe
tavafı mesela. “Tepemde dönüp durma!” da diyebiliriz. “Böyle bir iş kesin
döner, iyi çeviririz biz bunu”, “Burada bir dolap, bir şeyler dönüyor ya,
bakalım hadi”, “ Vay be, demek o kadar para döndü bu işte ha?” gibi ifadeler,
dönmek eyleminin bu çember hareketinden kaynaklanmış olmalı. Algımızda sistemlerin
tümü dairesel bir şema oluşturuyor gibi görünüyor. Günümüz verilerinde rastlayamamış
olsam da bir örneğimiz daha var dairesel şema anlamında. Eskiden sınıfta kalmak
anlamında da dönmek eylemini kullanmışız: “Çocuk çalışmazsa bu yıl
sınıfta döner”. Anlaşılan bir sınıf da döngü olarak kabul edilmiş. Tıpkı bir iş
gibi… Bu son örnekler, eğrisel hareketin illa çember şeklinde olması
gerekmediğini ortaya koyuyor. Oynar eklem hastalıklarından bazıları da tam
çember şeklinde değil: “Bileğim dönmüştü, çıkıkçıya götürdüler beni” örneğine
bakalım. 360 derecelik dönüşler değil
çok şükür. Kemikler söz konusu olduğunda dönmek eylemi; incinmek,
burkulmak, hatta (eklemden) çıkmak anlamlarını kazanıyor.
Geri hareket: bir noktaya, bir önceki hareket
noktasına gelmek; geri gelmek. Eğrisel hareket, çember olmaktan çıkıyor. Oval,
dalgalı, hatta eğik büğük de olsa çizgisel bir hal bile alıyor. “Zelanda’dan
döndüm, Ankara’dayım şimdi”, “Sen yatırımını yaptın, o kadar şey yatırdın,
bunların hepsi sana döner, endişelenme”. Bazen bu dönüşler, döndükleri yere
göre kayıp, zarar, kazık anlamına da gelebilir: “Çek bankadan döndü, boş
çıktı”. Fiziken “geri gelmek” dışında bir işe, konuya, meseleye de geri
gelebiliriz. Bir zaman öncesine kadar geçerli olan o konu ya da iş, bir gerekçe
ile bırakılmıştır ve artık oraya geri gelmek gündemdedir. “Asıl konumuza
dönmemiz biraz zor olacak sanki bu makalede”. Bu bütün anlamlarıyla eylemimiz; iade
olmak, geri gelmek, rücu etmek, avdet etmek, yeniden
başlamak, kalınan yerden tekrar ele almak gibi eylemlerle eş ya da yakın
anlamlı oluyor.
Sağa, sola
hareket: Çemberi
ya da ovali tamamlayamayan eğrisel hareketler devam ediyor, sapmak anlamını
buluyoruz. Bu seferki dönüşler de 360 derece değil, ama 90 veya 50-60 derecelik
dönüşler: “İleriden sağa dönün lütfen, köşeden de sola dönmenizi rica edeyim”.
Bu somut dönme hareketi, başımız ya da bedenimiz söz konusu olduğu zaman
yönelmek, başını çevirmek, en az 50-60 derece bakış yönünü
değiştirmek gibi anlamlar kazanıyor: “Resme bakarken bana döndü ve şaşkın
şaşkın gözlerime baktı”.
Ön-arka/ön-sırt/ön
yüz-arka yüz hareketi: Yukarıdaki örneğimizdeki hareketin aynısı ama açısı 180 derece olmak üzere,
farklıdır. Bu anlamıyla ters yüz olmak, ilişkisini kesmek, bambaşka biri
olmak gibi eylemleri eş ya da yakın anlamlılar olarak verebiliriz. “Sabaha
kadar yatakta döndüm durdum”. “O olaydan sonra bana sırtını döndü, artık
konuşmuyoruz bile”. “Adam 180 derece döndü, yumuşacık biri oldu” diyerek de
kullanabiliyoruz: Çok değişti ya da kararından döndü[14].
Bir de şuna
değinelim: Şu ana kadar bir çember, yarım yamalak da olsa vardı. Ama dolanmak,
dolaşmak, turalamak, gezinmek, gezmek, aylanmak, aylaklık etmek, sürtmek
anlamlarına gelen, her yöne doğru karışık eğrisel hareketlere de dönmek
diyebiliyoruz. Artık dönerken bir geometrik şekilden tamamen feragat etmişiz:
“O kadar dalgındı ki mahallede saatlerce döndü durdu”. “Anahtarımı bulmak için
evde dört döndüm”. Bu anlamıyla da soyutlaşmış bir bağlam kazanmış eylemimiz:
“Hakkında bir sepet laf dönüyor o adamın” gibi bir cümlede ‘dönen sözler,
konuşmalar, dedikodular’ın gerçekten de çember ya da daire gibi bir şekille hiç
ilgisi kalmamış, eğrisel de olsa çeşitli açılarla karmakarışık hareketler
anlamına da gelmeye başlamış.
---
Bu kısımdaki dönmek
eyleminin anlamlarından şunu çıkarabiliriz: dönmek tam dairesel bir
hareketten her türlü yöne, hatta karmaşık yönlere giden, hatta gidip gelebilen
eğrisel bir hareketi ifade etme ihtiyacını karşılayan bir eylemdir. Aradaki bu
anlam farkları ise Türkçede sadece bağlamdan anlaşılabilir. Eylemin bu
anlamdaki yakın ve eşanlamlılarına odaklandığımız zaman aslında derin
farklılıklar barındırdıklarını da görebiliriz[15].
Sistemsel döngü dediğim eğrisel hareketleri de kısmen yine aşağıda değineceğim
döngüsel zaman kültürüne bağlayacağım.
Devran dönecek mi?
Bu bölümde fiziksel
hareket anlamından çıkıyor, dönmek eyleminin değişmek, dönüşmek,
başkalaşmak, farklılaşmak, değişime uğramak, evrilmek vb. anlamına
geçiyoruz. dönmek; soyut anlamlarını kazanmaya başlayınca fiziksel,
kimyasal, biyolojik, sosyolojik, psikolojik, teolojik, politik ve belki de
sayamayacağım kadar çok alanda değişmek anlamını kazanmaya başlamış. Bu
değişikliklerin bir kısmı elle tutulabilir, gözle görülebilir somut
değişiklikler, bir kısmı da sadece sezinlenebilecek soyut değişiklikler. Bakalım
bu değişmek nasıl bir değişmek?
Hava durumuna
dair değişiklikler (nesnelerde): “21 Haziran’da gün döner, geceler kısalmaya başlar”. “Rüzgâr
lodosa döndü, limana sığınalım”.
Fiziksel değişiklik
(insanda): “Saçı
sarıya, gözleri de maviye döndü”. “Üzerini değişip geri geldiğinde bir
asilzadeye dönmüştü, bambaşka görünüyordu”.
Beşeri soyut
niteliklerde değişiklik {Belirli aidiyet duygularında (bir
inanç ya da düşünce-eylem grubuna aitlik duygusu), kişilik/karakter ve yaşam
biçimi özelliklerinde veya düşünce, duygu, davranış, tutumda vb.}: “Dönmüş işte, sen yıllar boyu milliyetçiyim de, sonra da sol partiye gir.
Oy mu verilir buna!”. “Bu kararından dönmelisin, sonu hiç hayırlı görünmüyor”.
“Kendisine dönmek için uzun bir yolculuğa çıktı”.
Bu bölümdeki dönmek
eylemine baktığımızda olagelen değişikliğin en azından o süre için kalıcı,
bazen de geri dönüşsüz olduğunu ya da öyle algılandığını görüyoruz. değişmek;
kalıcı, köklü, dönüşsüz olsun olmasın her türlü değişimi ifade edebilir. Ayrıca
dönmek daha çok olgusal bir değişim süreci, ‘kötü’ ya da ‘iyi’ye yönelik
bir anlambirim içermiyor. Olgu ne ise o. Halbuki değişmek, ‘iyi’ ile
ilişkili ama ‘kötü’ de olabilir. Bunun değmek kökü (dokunmak ve
değerlenmek olmak üzere her ikisi de) ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Olagelen
farkın ‘değmiş olan, değen, değecek olan’ bir etkisi var. dönmek
eyleminde böyle bir anlam ayırıcı öge olmadığını düşünüyorum. En azından
yaptığım taramalar bunun baskın olmadığını gösteriyor.
Büyük olasılıkla dönmek
eyleminin bu içeriği, binyıllar öncesine dayanan döngüsel zamanla ilişkisine
bağlı. Bildiğiniz gibi zaman günümüzde çizgisel. Bir yerde başlamış ve sonsuza
doğru uzayan bir çizgi. Ancak binyıllar öncesinde bu böyle değildi. Zamanın bir
döngü olduğuna inanılıyordu. Sadece Türkler ve Doğu dünyasına ait bir kavram
değil bu. Bütün insanlık tarihine ait. Döngüsel zamanının ne olduğu ve nasıl
bir algı yarattığını anlatmak uzun mesele. Bence en kısa ve öz ifadesiyle
döngüsel zaman doğanın ritmine teslimiyet demek. Bu, beraberinde mesela güneşle
yatıp kalkmayı getirmiyor sadece. Aynı anda tüm yaşam biçiminin de değişmez
ritüel ve alışkanlıklarla gerçekleştiğini ifade ediyor. Başka bir deyişle
günümüzde neredeyse on yılda bir büyük değişiklikler yaşıyoruz. Binlerce yıl
öncesinde bu değişiklikler belki 5000 yılda bir oluyordu[16].
Hava değişir, zaman değişir, renkler değişir, niyetler değişir, kararlar
değişir ama hepsi hep aynı ritimde aynı şekilde değişir ve aynı dönemde aynı
değişimler olur gibi bir algı, bir yaklaşım, bir anlayış. Bir önceki bölümde
ele aldığımız sınıfta dönmek, çek bankadan dönmek, iş dönmek gibi kullanımların
da bu ritim ve tekrarlama olgusundan bağımsız olmadığını düşünüyorum. Ayrıca
Eski Türkçeden beri çok fazla sayıda dönmek kelimesinin varlığını da sadece
çeşitli hareketlere bağlı olmadığını bunun döngüsel zaman anlayışı ile ilgili
olduğunu yukarıdaki bölümlerde vurgulamıştık.
Anadolu Türkleri
olarak kültürümüz ve algımızda neredeyse yok olmuş bu yaklaşımın halen
dilimizde de varlığını sürdürmesi benim ilgimi çekti. Belli zaman dilimlerine
“dönem” diyoruz, “yıl dönümleri”mizi kutluyoruz, hayatımızda “dönüm noktaları”
yaşıyoruz. Ayrıca bütün dünyada saatler hâlâ yuvarlak.
Arapsaçına dönmesin bu yazı?
Eğrisel hareket
dedik, değişmek dedik şimdi de benzemek kategorisine bakalım: gibi olmak, andırmak,
çağrıştırmak, aynısı olmak, özdeşleşmek, uymak, yakınsamak, yakın olmak vb.
“O kavisli, yükselen alçalan yolda serseme döndük”, “O kadar yoruldular ki
turşuya döndüler”. Deyimsel örnekler yığınla: Çarpılmışa dönmek, iğneden ipliğe
dönmek, kan gölüne dönmek, yangın yerine dönmek, davula dönmek…
Benzetilen ile
benzeyen arasındaki eğrisel, gidip gelen çizgiyi ben görür gibi oluyorum.
Eylemimizin ilk iki kategorideki anlamlarını tümüyle ele alınca bu tür bir
anlamının kendiliğinden doğması çok olağan geliyor bana. Bu kategoride dönmek
eylemini “hayali bir değişim” olarak adlandırabiliriz. Bu hayali değişimler
arasında bazen felsefi (tecrübe tahtasına dönmek), mizahi veya kara mizahlı
(Arafat’ta soyulmuş hacıya dönmek, sudan çıkmış balığa dönmek) ya da edebi
değişimler (dut yemiş bülbüle dönmek, dolap beygiri gibi dönmek) gözlemek de
mümkün.
Konumuza
dönelim!
Dönüşüm! Kelimemizin,
günümüz sözlüğüne göre erişilebilen anlam ve kullanım alanları[17]
elbette ki yine her zamanki gibi dar. Bunun üzerine yine TUD verilerini ve
Eşdizim Sözlüğümüzü[18]
inceledim. Yanına Kavramlar Dizinini (Cin, 1971) [19]
ekledim. Eş ve yakın anlamlılarıyla birlikte kelimemizi kavram gruplarında
toplamaya çalıştım[20].
dönüşüm kelimesine
yazılı kaynaklarda ise ilk kez 1941 Türkçe Terimler Cep Kılavuzu’nda kayıtlı olarak
saptadım. Kısaca
80’lerinde, gencecik bir kelime. Dilde sadeleşme döneminde yeni yapılan
kelimelerden biriymiş. Zamanında hakkında yanlış türetim olduğuna dair tartışma
yapılmış (Bayar, 2006)[21]. dönüştürmek, dönüşmek gibi bağlı kelimeler ise kayıtlı olarak
1876 tarihine kadar gidiyor.
Yaptığım tüm
taramaların sonunda, dönüşüm’e ait üç ayrı kavram grubu ortaya
koyabiliriz:
·
Yenilenme
o yenilenme (olağan)
güçlenme,
güzelleşme, iyileşme, onarım, tadilat.
o yenilenme (siyasi)
büyüme, çağdaşlaşma, devrim, güçlenme, °inkılap, °inkışaf, °ıslahat, °ihtilal,
ilerleme, iyileşme, modernleşme, °reform, °teceddüt, °terakki, yenilenme, yenileşme.
·
Değişim
başkalaşma, değişim, değişiklik, değişme,
farklılaşma, °istihale, °tahavvül, °trampa, . °tebeddül, °teceddüt, °tegayür, °tenevvü.
·
Varoluş biçimi değiştirme
başkalaşma, başkalaşım, °evolüsyon,
evrilme, evrim, evirtim, içbaşkalaşım, °istihale, mutasyon, °tahavvül, °transformasyon.
Bu inceleme
sonucunda şu iki noktaya ulaştım:
Birincisi,
önemli bir kavram karmaşası görünüyor ortada[22].
değişim ve dönüşüm arasındaki fark, dönmek ve değişmek
arasındaki fark kadar açık değil (bkz. dönmek başlığı). Başka bir
deyişle bir kelime zenginliği var görünüyor ilk başta. Ancak buna tam bir
zenginlik denemez, Öncelikli sebep olarak, dilde arınma politikası gereği
Arapça ve Farsça kelimelerin varlığını, bunların azalmasını/yok olmasını hatta
yeniden geri gelmesini gösterebiliriz. Ayrıca örtüşen, birbirilerinin kavramlar
çemberini kısmen kapsayan, kısmen kapsamayan, kısmen çelişen kelimelerden bahsetmek
mümkün.
İkinci sebep, algı
operasyonları. evrim, mutasyon, ihtilal, inkılap vb. ideolojik bağlamda
eş ya da yakın anlamlılar arasında görünmeye başlayınca bu konu ilgimi çekti. Bugün
belirlenen eş anlamlıların yanı sıra bu kelimelerin geçtiği tarih itibarıyla
sözlük taramasına bunları da ekledim. dönüşmek eylemini de taramaya kattım:
1944.
dönüşmek: Bir biçim veya
halden başka bir biçim ve hale geçmek, °tahavvül etmek[23]
dönüşüm: dönüşmek eylemi,
°tahavvül
tahavvül: değişme, dönme, dönüşme
Sonuç: Yakaladığımız
kavram gruplarına göre oldukça dar kapsamlı bir tanımlama. Ya sözlükçülük
tekniği yetersiz kalmış ya da gerçekten dönüşüm kelimesi o zamanlar
kapsamlı değildi.
1945. Tüm
tanımlamalar aynı.
1955. Tüm
tanımlamalar aynı.
1959. Tüm
tanımlamalar aynı.
1966. Tüm
tanımlamalar aynı[24].
1969. Tüm
tanımlamalar genel olarak aynı. tahavvül kelimesinin yaptığı göndermelere
değişkenlik eklemiş.
1974. Tanımlamalar bir
önceki sözlükle aynı
tahavvül kelimesine dönüşüm
eklenmiş.
Türkçeleşme/
Türkçeleştirme hareketinin yoğunlaştığını görüyoruz bu sözlükte[25].
1983. Tanımlamalar
içerik olarak aynı.
dönüşmek eylemi aynı
şekilde tanımlanmış. Füruzan’dan bir alıntı cümle eklenmiş.
dönüşüm tanımı dönüşmüş!
“1. Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma. tahavvül, inkılap,
transformasyon “Dönüşüm, bir yazgıdır toplumsal yaşamda” İ. Selçuk. 2. dirb[26].
Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme 3. ruhb.
Bilinçaltına itilmiş bir duygu ya da isteğin, karşıtı ya da başka bir biçimde
bilince yükselmesi, transformasyon”.
tahavvül aynı şekilde
tanımlanmış.
inkılap, ad. Ar.
(. . -)[27] 1. devrim, 2.
dönüşüm
transformasyon
a. Fr. Biçim değişimi, dönüşüm
Bu sefer devrim
(inkılap, yenilenme), başkalaşım (mutasyon) ve evrim (evolüsyon,
transformasyon) çıktı karşımıza tahavvülün yanı sıra. dönüşümcülük
terimi önceki sözlüklerde transformizm karşılığı olarak geçiyordu.
Lamarck ve Darwin’e dayanarak evrim konusuna parmak basıyordu. Ancak dönüşüm
maddebaşı altında bu terim ile ilişki kurulmuyordu. Şimdi ise dönüşüm
maddebaşı altında, birden bire, hepsi birlikte, üstelik hem ‘dirimbilim’
hem de ‘ruhbilim’ alanında karşımıza çıktı. Bu tanımlamayı bir hata, bir şuursuzluk
olarak değerlendirmek mümkün değil. İdeoloji burada bir şeyler yapmaya
çalışmış. Seçilen örnek cümle de bunu açıkça kanıtlıyor bence. Yorumu size
bırakıyorum.
transformasyon kelimesinin
ortaya çıkışı, sözlükte herhangi bir gönderme yapılmadığı halde evrim kelimesinin
de bu taramaya dahil olmasına sebep oluyor. Göndermesi yapılan devrime göz
atmak da şart tabii:
evrim: 1. Zaman
içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci
2. (dirb.) Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal
karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, °tekamül
Bu tanımlamada
bir biyoloji terimine vurgu yapılmış ve tekamüle gönderme yapılmış; kemale erme, kâmil olma. Arapça
da belki biyoloji terimi olarak da kullanılıyor olabilir belki, ama Türkçede tekâmül,
ruhsal bir değişim süreci olarak ele alınır ve olumlu bir değişme sürecidir[28].
İlk tanımlamada verilen “gelişim” kelimesi de ilginç. Evrim sürecinde gelişme
yoktur. gelişme, ileriye doğru, olumlu bir değişim sürecini ifade eder.
Halbuki söz konusu olan bu değil. evrim’de söz konusu olan başkalaşım,
farklılaşımdır; en basit ihtimalle bir değişim ve dönüşümden
bahsedilebilir. Bu bulanık tanımlamanın
sebebinin; sözlükçülüğün bilinmemesi, hata yapılmış olması gibi bir olguya
bağlı olduğunu söylemek herhalde saflık olacaktır. Resme bakıldığında, evrim kavramının
bulanıklaştırılması, silinmesi ve/veya yok edilmesi çabalarının çok önceden, en
azından kesinlikle 80’lerden itibaren kesinlikle başlamış olduğu görülüyor[29].
devrim: a. 1. Yerleşik
toplumsal düzeni köklü, hızlı ve geniş kapsamlı niteliksel değiştirme ve
yeniden biçimlendirme eylemi, °inkılap. 2. Dünya görüşünde, felsefede bilimde, sanatta vb.’de birdenbire
olan değişmeler.
Tanımlama, “Fransız
Devrimi (İhtilali)” ya da benzer bir örnekle yapılmamış. Zaten ihtilal kelimesine
gönderme de yok. Toplum yararına yenilenme, iyileştirme eylemleri olarak
tanımlanmış, eşanlamlı olarak da eskiden ibaresi ile birlikte inkılap
verilmiş; değişim, dönüşüm. Kısaca devrim, toplum yararına
yapılan bir değişiklik şeklinde tanımlanmış. İkinci tanımlamada kullanılan
“birdenbire” zarfının anlam birimleri arasında son derece yumuşak, sıcak,
olumlu bir değişim var. Birileri devrimi sempatik kılmaya çalışmış.
Sözlüğün yılına bakarak, o dönemde nasıl bir siyasi atmosferde olduğumuzu
hatırlayınca mesele hemen anlaşılıyor.
1988.
dönüşmek aynı şekilde
tanımlanmış.
dönüşüm: Aynı şekilde
tanımlanmış. Ancak dirb. kısaltması yerine biy. kısaltması; ruhb.
kısaltması yerine psikol. kısaltması kullanılmış.
tahavvül aynı şekilde
tanımlanmış ama başına artık bir “esk” (eskiden) ifadesi gelmiş. Tanımlamanın
ilginç bir yanı var: Peyami Safa’dan bir
alıntı cümle ile genişletilmiş ve tahavvül etmek deyişi eklenmiş:
“Gençliğin karşısına çıkınca, harika bir tahavvülle başı dikildi”
transformasyon:
aynı.
inkılap: 1. Bir
durumdan başka bir duruma geçiş, evrim, dönüşüm. Yazı İnkılabı. … etmek
(esk) (bir durumdan başka bir duruma) dönüşmek. (Dil inkılâbının ilk
yıllarında kullanılan devrim kelimesi son yıllarda ihtilâl
anlamını almıştır).
evrim: aynı.
Terimsel kısaltma dirb. yerine biy. olmuş.
devrim 1. Esk.
Çevrilme, katlanma, bükülme 2. (son yıllarda) inkılâp. (Daha sonraki yıllarda)
İhtilâl.
İnkılap,
ihtilal, evrim ve devrim arasında karmaşıklık ve bulanıklık yaratıldığını
görüyoruz. Yıl 1988. Evrim diye bir şey aslında yok devrim diye bir şey de yok,
ınkılap var, o da 1944’ten beri iyi bir şey, bir değişim, bir dönüşüm. Harflerin değişmesi çok önemsenmiş, başka
inkılap örneği de yok.
Öz
Türkçecilikten vazgeçildiğini, Batı kökenli terimlere dönüş yapıldığını da vurgulayalım. İlk tanımlamada, ta eski Türkçede kullanılan
ve kullanımdan tamamıyla düşmüş bir karşılık vermek ideolojik anlamda dahi olsa
başarılı bir hamle midir? Sözlükçülük açısından saçmalıktır. Diğer eski Türkçe
kelimeler niye yok o halde. Bu sözlükte sadece Cumhuriyet tarihini ilgilendiren
eski kelimelere yer veriliyor. O halde yine saflık yapmayalım: Bu tanımlamanın
verilmesi anlam bulanıklığı yaratmaya çalışmak demek olmalı. Bu arada Arapça
kelimelerde ses incelmesinin olduğu hallerde “şapka” dönüşüne de dikkatinizi
çekeyim[30].
Bir yandan terimsel kısaltmalarda Batıya geri dönme, bir yandan da Doğulu
kelimelerin özüne bir geri dönme. Çelişkili görünüyor. Bilerek yapılmış bir
çelişki midir yoksa zaten var olan çelişkilerin bir yansıması mıdır bu? Anlamak
için yine uzun metin taramaları yapmak gerekir. Bu soruyu, makalenin sınırları
yüzünden askıda bırakmalı.
2009.
dönüşmek. aynı
dönüşüm 1. Olduğundan
başka bir biçime girme, başka bir durum alma. tahavvül, inkılap, transformasyon
“Alfabe dönüşümü, halkın okumayı daha kolay sökmesi içindi” N. Cumalı. 2. biy.
Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme 3.
psikol. Bilinçaltına itilmiş bir duygu ya da isteğin, karşıtı ya da başka bir
biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.
tahavvül: aynı. Tanıma Arapça
sesbilgisi tahavvul eklenmiş.
inkılâp 1. Toplum
yapısını daha iyi bir duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik,
iyileştirme, devrim, reform: Yazı inkılâbı. 2. Esk. Bir durumdan başka
bir duruma geçiş, dönüşüm: “Münevver Türk kadını inkılâptan çok evvel çarşafı
ve kaçgöçü kaldırmıştı” P. Safa. inkılâp etmek, bir durumdan başka bir
duruma dönüşmek.
transformasyon: aynı.
evrim. İçerik olarak
aynı. Terimsel kısaltma olan ‘dirb.’ yerine ‘biy.’ kullanılmış. Üçüncü
bir anlam, bir eşanlam olarak inkılap eklenmiş. tekamül göndermesi
hâlâ mevcut.
devrim is. 1. Belli
bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik 2. İhtilal 3. İnkılap 4. esk.
Çevrilme, katlanma, bükülme.
Evrim
konusundaki bulanıklaştırma halen hız alarak devam ediyor. Anlamlara inkılap
eklenmiş. Harf evrimi, şapka evrimi yapmış olduk bu sefer
tarihimizde. Hayırlısı diyelim. devrim, biraz biraz oturmaya başlamış
resmi ideolojide. Artık ihtilal göndermesi yapılıyor. O da inkılap
demek aynı zamanda. Yani evrim=devrim de oldu. Eski Türkçedeki anlamı
sona atılmış. Hiç kullanılmayan, tamamen unutulmuş ve sadece Eski Türkçe ya da
Orta Türkçe Sözlüklerinde yer alması gereken bir kelimenin hâlâ veriliyor
olması, devrim kelimesindeki karmaşanın sürmesi isteniyor şeklinde
yorumlanabilir ancak.
2011.
dönüşüm: aynı
dönüşmek: aynı
tahavvül: “esk.” ibaresi
kalkmış. Tanımlama aynı.
inkılâp, bı a. (inkıla:bı,
l ince okunur) Ar. İnkilâb. Bilgisi verilmiş. Tanımlama aynı. Parantez
içindeki ifade ile karşı karşıya kalmışız. Sözlüğümüz köken bilgisini ve ses
bilgisini de vermiş. Güzel, olması gereken de bu zaten bir Genel Sözlükte.
Keşke ses farklılığı olan her kelimede olsaymış bu tür bilgiler[31].
transformasyon: a. Fr. Transformation.
ruh b. Dönüşüm.
evrim: a. 1. Zaman
içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci
2. biy. Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin
gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı, tekâmül.
devrim: a. 1. Belli
bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik 2. İhtilâl: Fransız devrimi 3.
esk. İnkılâp 4. esk. Çevrilme, katlanma, bükülme
TDK’nın başka
son baskısı yok. İnternet sözlüğünde ise hangi aralıklarla nasıl değişiklikler
yapıldığını izleyemiyoruz. Alıntı tarihi 2022 olmak üzere sanal sözlüğümüze
bakalım: Tanımlamaların aynı olduğunu, inkılap kelimesinde şapkanın yine
kalkmış olduğunu görüyoruz. Başka bir değişiklik yok[32]
---
Kelimemizin kullanım
boyutu da beni yakından ilgilendirdiği için yine TUD ve Eşdizim Sözlüğü verilerine
baktım dönüşüm özelinde. Buraya eklenmesi gereken en önemli şey sayısız
terimin varlığı. Özellikle tıp (mikrobiyoloji) başta olmak üzere kimya, fizik
ve matematikte; ayrıca ekonomi, siyasi bilimler, sosyoloji, psikoloji ve din
bilimlerinde dönüşüm kelimesi oldukça sık geçiyor[33].
“Dön,
dönüş, dönüştür!”! (Sonuç)
Toparlayalım:
dönmekten bahsederken
üç kavram grubu tespit etmiştik. Somut/soyut eğrisel hareket, somut/soyut değişim
ve hayali değişim demiştik. dönüşmek eyleminin kavramsal çerçevesi, bu grupların
son iki tanesinde yoğunlaşmış: Her türlü değişim. Sözcük yapısı olarak karşılıklı
ya da birlikte (yani işteş demiştik yazımızın başında) ve kendi kendine
(dönüşlü) gerçekleşebiliyor ya da birisi tarafından (edilgen)
gerçekleştirilebiliyor demiştik. dönüşüm kelimesinde de hem kavram bakımından
hem de yapı bakımından bu izleri yakalıyoruz. Kentler, hücreler, insanlar,
kararlar, hayat, dünya, evren kendi kendine değişiyor, karşılıklı olarak
değişiyor/değiştiriyor, hep birlikte ya da birileri münasebetiyle, her türlü
şekilde, her tür yöne değişiyor. Kelimemizin zihinde canlandırdığı hareketler
eğrisel, dairesel. Değişimler, bir süreç ya da işlemler bütünü istiyor, genellikle
kalıcı bir şekilde oluyorlar, genellikle olumlu daha doğrusu olgusal değişimler
şeklinde gerçekleşiyorlar. Kelimemiz her ne kadar yeni de olsa, dönmek ve
dönüşmek eylemleri eski ve köklü anlamlara sahip. Döngüsel zamana bağlı yaşam
biçimlerinin izlerini yoğun olarak taşıyor diyebiliriz. Tekrarlar, yeniden başa
dönmeler… Sıkıcı anlamda değil, bir nevi öz bulmak, doğala uyum sağlamak,
doğanın ritmini tutturmakla ilgili olmak anlamında.
1980’ler
itibarıyla dönüşüm, bu olumlu ve geniş anlam yelpazesi sayesinde
inkılap, devrim, ihtilal anlamlarını karşılayan bir kelime oluyor. Ama kısa
sürüyor bu durum. 12 Eylül olaylarının hukuksuz ve adaletsiz olduğu anlaşılınca,
devrim ve ihtilal kavramlarını sempatikleştirmeye ihtiyaç kalmamış, bu anlamın silinmesi
gerekmiş belleklerden. İnkılap kalıyor sadece. Sözcüğün kökünde “yenilenme”
anlamı var, ama bizim dilimizde ve hafızamızda göndermesi Atatürk ve
Cumhuriyetin ilk yıllarındaki büyük dönüşümler, devrimler, yenilenmeler. Türk
dilinin yazı standardizasyonu mücadelesini de bu kelimeler üzerinden rahatça
izliyoruz. Üstten virgüller, gelen giden şapkalar, tanımlamalarda yer alan bir
Doğu kökenli bir Batı kökenli kelimeler.
dönüşüm kelimesinin
geçtiği bağlamlara kabaca da olsa göz attığımızda kullanım alanı olarak çok
geniş bir yelpaze görüyoruz. Günlük dilden hemen hemen her türlü alanda dönüşüm
var. Demek ki tüm hayatımızı kapsayan, her alanda hücrelerimize kadar işleyen
bir kavram. Yüzyılımızdaki bilimsel, teknolojik ve sosyal gelişmelerle sürekli
bir değişim ve uyum sürecindeyiz. O halde her şey değişmeli, dönüşmeli.
Ruhumuzdan tutun aklımıza, bedenimizden tutun yaşam biçimlerimize,
alışkanlıklarımızdan üretim biçimlerimize, tüketim biçimlerimizden hizmet
biçimlerimize kadar her şey. O da yetmez: bitkilerin tozlaşmasını sağlamak,
yaban hayvanlarının yaşam alanlarını korumak ve genişletmek, kadın rahmi
olmadan bebek dünyaya getirmek, uzay turizmini canlandırmak için çok fazla
sayıda dönüşüm lazım daha. Ayrıca daha
çok para, mülk, iktidar ve itibar kazanmak; evrenin her yerinde feci savaşlar
sürdürmek, her şeyden kendi çıkarlarımız adına yararlanmak için de büyük
dönüşümler lazım. İnsanın hayatı da yok oluşu da dönüşümden ibarettir
diyeceğim.
Belli bir
niyetli, art niyetli dönüşümlerin son bulmasını, bundan sonraki süreçte
insanlık anlayışının dönüşmesini umarım. Hiçbir canlıya ve şeye zarar vermeden
yeni bir yaşam anlayışı kurmak üzere dönüşmek, bugüne kadar bize kölelik etmiş
olan dünyanın kölesi olmak gerekiyor diye düşünüyorum. O halde “dön, dönüş,
dönüştür!”. Atılan her adımın yeni sorunlara ve zararlara teşne olduğunu
unutmadan, önce dön!
Kaynakça
Akar, Ali. 2020. Bilge Tonyukuk Yazıtı, Ötüken:İstanbul.
Bayar, Nevnihal. 2006. Açıklamalı Yeni Kelimeler
Sözlüğü. Akçağ: Ankara
Bayat,
Fuzuli; & Minara Aliyeva Çınar. 2008 Eski Türkçe Sözlük. Ötüken.
İstanbul
Bayat,
Fuzuli. 2008. Orta Türkçe Sözlük (11-16.yy). Ötüken: İstanbul
Cin, Ş. Recai. 1971. Kavramlar Dizini. (2 cilt),
Ankara Üni. Basımevi. TDK yay.
Demirci, Kürşat (alın.2022). “Din, Tarih ve Arkeoloji Semineri 2”. Klasik
Düşünce Okulu. https://www.youtube.com/watch?v=EDFsf4eM1pA&t=9s (11.37 dk. itibarıyla, alıntılama tarihi, 2022)
Gülensoy,
Tuncer. 2007. Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Kökenbilgisi Sözlüğü.
TDK: Ankara
Kanar,
Mehmet. 2018. Eski Anadolu Türkçesi. 2. bas. Say:İstanbul
Nişanyan,
Sevan. Çağdaş Türkçenin Etimolojisi. https://www.nisanyansozluk.com/
(alıntılama tarihi 2022)
Stachowski, Marek. 2019. Kurzgefasstes etymologisches Wörterbuch der türkischen
Sprache. Ksiegarnia Akademicka: Krakow.
TDK.
Genel Sözlük. www.tdk.gov.tr (alıntılama
tarihi 2022)
The
Arabic Lexicon. https://arabiclexicon.hawramani.com
(alıntılama tarihi 2022)
Türkçenin Eşdizim Sözlüğü. http://turkcederlem.mersin.edu.tr/esdizim/ (alıntılama tarihi 2022)
Tuğlacı, Pars. 1982. Türkçede
Anlamdaş ve Karşıt Kelimeler Sözlüğü. Anka Ofset:İstanbul.
TUD.
Türkçenin Ulusal Derlemi. (https://v3.tnc.org.tr/)
(alıntılama tarihi, 2022)
Türkçe
Sözlük. (1944, 1945,1955, 1959, 1966, 1983;7.baskı, 1988, 2009, 2011)
Ankara, TDK.
Yurtbaşı,
Metin. 1996. Eş ve Karşıt Anlamlılar Sözlüğü. MEM Ofset. Ankara.
[1]
Yapılarına göre diller üç ana grupta toplanıyor: Eklemeli, bükümlü (çekimli) ve
tek heceli diller. Arapça, bükümlü dediğimiz bu gruba örnek olsun. ders,
müderris, tedrisat gibi Arapça kökenli kelimelere hayat veren drs
kökü, öğren- demektir. Kökün başına, arasına, sonuna sesler geliyor ve
kök başka başka şekillerde biçim değiştiriyor, kökün kendisi de değişebiliyor. Tek Heceli dillere ise en iyi örnek de Çince olarak veriliyor. Kelimeler,
kök ve ek ayrımına göre değil, kendi başlarına yapı ve işlevlere sahiptir.
Kelimeler değişken değildir; kelime ve cümle vurgusu ile ses farklılıkları çok
değer kazanır.
Şunu da not edelim. Bir dil sadece eklemeli
ya da sadece tek heceli olmaz. Mutlaka bir karışımdır. Ancak bir özelliği
diğerlerine göre ağır basar. Yani Türkçe eklemeli olmasına karşın bükümlü dil
ve tek heceli dil özellikleri de gösterir. Mesela okullarda şunu öğreniriz:
Türkçede kökler değişmez. Bu doğru değildir: git- eylemindeki “t”, yanına ünlü
geldiği takdirde “d” olur. Bazı kelimelerin içindeki dar ünlü, yine bir ünlü
takip ettiği zaman düşer, yani kök değişir: burun + u > burnu gibi.
[2] Burada ekin sadece çatı işlevini ele aldım. Başka
işlevleri de vardır. Bir ekin çoklu işlevleri olması, yine Türkçenin önemli
yapısal özelliklerinden biridir. Örneğimizdeki –Iş eki ayrıca addan ad, addan eylem, eylemden ad da yapar: bakış, sürüş,
ağlayış…
[3] 1944 basım ilk resmi sözlüğümüzdeki dönmek
eyleminin tanımlaması şöyle:
dönmek: (nsz)[3]
1. Bir şey kendi ekseni etrafında veya başka bir şeyin dolayı çevresinde
hareket etmek. Topaç dönüyor. Tekerlek dönüyor. Pervane ışığın etrafında
dönüyor. 2. (den: e) Geri gelmek, geri gitmek. İstanbuldan ne zaman
döndünüz? İstanbula ne zaman döneceksiniz? 3. (e) Kendini çevirmek. Bana
dönerek cevap verdi. 4. (e) Bir şeyi andıracak hale girmek Ortalık cennete
döndü. 5. (nsz) sınıfta kalmak. Çocuk iyi çalışmazsa sınıfta dönecek. 6.
(nsz) İnanç, din veya kanaatini değiştirmek.
Oldukça sınırlı bir tanım. Ardından basılan sözlüklerde dönmek
eylemine yavaş yavaş tanımlamalar eklenmiş. Bunun hem sözlükçülük tekniğinin,
hem de derleme tekniğinin değişmesiyle, gelişmesiyle ilgisi yakın. Yeni
standartlaşan bir dilin sözvarlığı 10-20 yılda oluşamaz (Kanımca bunu oturtmak
en az 3-4 kuşak sürer). Bütün sözlüklere genel olarak bakıldığında yazım
kurallarının standartlaşmasını, ayrıca Türkçeleşme, Batılılaşma ya da
Doğululaşma (İslamileşme) eğilimlerini izlemek de mümkün. İdeolojilerin,
değişen politikaların yansımaları çok açık.
Son sanal sözlüğümüzde ise dönmek eyleminin anlamları şöyle
verilmiş:
1. nesnesiz Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek:
"İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum." - Yusuf Ziya
Ortaç
2. -e, -den Geri gelmek, geri gitmek: "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a
döndük." - Halikarnas Balıkçısı
3. -e Yönelmek:
"Babam birdenbire bana döndü." - Sait Faik Abasıyanık
4. -i Sapmak:
"Gülümseyerek bir köşeyi döndü." - Peyami Safa
5. -e Bir şeyi
andıracak duruma girmek, benzemek: "Dikmen yolları, mabede adak için
gidenlerin yollarına dönmüştü." - Aka Gündüz
6. nesnesiz Sınıfta kalmak: “Çocuk çalışmazsa bu yıl döner.”
7. -e Durumdan
duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek:
"Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar." - Reşat Nuri Güntekin
8. -de Belirli bir yerde dolaşmak.
9. -de Kendini bir yandan bir yana çevirmek:
“Yatağında sabaha kadar dönüp durdu”.
10. nesnesiz Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek.
11. -e Söz konusu etmek, hatırlamak: "Biz yine onun gençliğine, lise
öğretmeni olduğu zamana dönelim." - Haldun Taner
12. -e Bırakılan bir konu veya işe başlamak.
13. nesnesiz, mecaz Hileyle, gizlice yapılmak: "Burada bir şeyler oluyor, bir
şeyler dönüyor ama anlayamıyorum." - Refik Halit Karay
14. nesnesiz, din bilgisi İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek: "Annesinin İtalyan
Yahudisiyken döndüğünü söylemişti." - Ömer Seyfettin
[4] Türkçede eylemler öncelikle neredeyse elle tutulur somut bir durum, oluş
ve hareket anlamı yansıtıyor. Ardından soyutlaşmaya başlıyorlar. Bu nedenle
hemen hemen her eylemimizin fazla sayıda anlamı var. Bu çokanlamlılığı
netleştirmek için genellikle ad durum eklerini değiştiriyoruz. dönmek
eylemi, hiçbir nesne almadan bir anlama sahip. “-e dönmek” olunca başka bir
anlama geçiyor. “-den dönmek” olunca yine başka bir anlama geçiyor. Ayrıca
bağlam ve kelimelerin cümledeki yerleri de oldukça önemli. Anlam çeşitliliğinin
Türkçe için sıkıntı veren, anlamayı güçleştiren bir olgu olduğu söylenir.
Nereye çekersen o, denir. Ancak ben bu fikre katılmıyorum. Çünkü her bir anlam
belli bir dizge, sesletim ve bağlam içinde netleşiyor. Bu da Türkçenin anlam
yapısını son derece ilginç ve çekici kılıyor kanımca.
[5] avdet etmek, aylanmak, aylaklık etmek, başkalaşmak, boşa çıkmak, caymak, çevrinmek, değişmek,
değişime uğramak, devretmek, devir
atmak, dolanmak, dolaşmak, değişmek,
dönüşmek, dolanmak, evrilmek, farklılaşmak, fikir değiştirmek, gezinmek,
gezmek, rücu etmek, seyretmek, sürtmek, vazgeçmek, yönelmek. Liste derine
indikçe ya da yüzeye yayıldıkça genişliyor. Çünkü dil, aynı zamanda sosyal
işlevleri olan bir olgu. Her bir sosyal ya da mesleki alana göre yeni kelimeler
üretebiliyor. Şu bağlamımız içinde argo ve jargonlar oldukça önemli. Ancak
bunlara erişebilmek de bir o kadar zor (Yurtbaşı, 1996), (Tuğlacı, 1982),
(Türkçe Sözlük, alın. 2022).
[6] Yüzü geçkin deyim var. Aralarındaki yoğun ortak nokta dönmek
eyleminin gibilik, benzeme, andırma anlamıyla ilişkili olması.
[7] Bu taramayı TUD verilerinden yararlanarak yaptım. Veri tabanına dön,
döndü, dönecek gibi kelimeleri vererek önüme çıkan uzun uzun listeleri
tarayarak edindiğim kategoriler dışında başka bir kullanım var mı diye baktım.
Bazı deyimler dışında yeni bir anlam kategorisi bulamadım.
[8] Örneğin Azerice qayıtmaq Kazakça Қайтару
(qaytarw), Kırgızca кайтуу (kaytuu), Özbekçe qaytish, Tacikçe Баргаштан
(ʙargaştan), Tatarca кайту, Türkmence gaýdyp gel. Burada ‘geri
dönmek’ anlamı baskın olmak üzere kay- kökü dikkat çekiyor. Bu taramayı
internet aracılığı ile yaptım. Ne yazık ki bütün bu dillere tam anlamıyla hakim
değilim. Anlamdan kısmen emin olabilmek için ters yönde taramalar da yapmaya
çalıştım, ayrıca kelimeleri vererek görsel taraması yaptım. Eylemlerin ortak
anlamı geri dönmek ile ilişkili çıktı. İşin ilginç yanı bu dillerde dönmek
eylemi de var. Ama anlamı “geri vermek”. aylan- şeklinde bir kök
daha var. Bu da merkez etrafında dönmek ile ilgili olsa gerek. Çalışmamızın
sınırları sebebiyle bu konuya fazla giremeyeceğim. Ancak anlaşılıyor ki diğer
Türki kültürlerde de dönmek eyleminin çeşitli anlamlarını karşılayan
farklı eylemler bulunuyor.
[9] Gülensoy (2007), sadece kökü Türkçe olduğu bilinen kelimelerin
kökenbilgisi üzerine çalışmış. Sözlüğü iki ciltten oluşuyor. Hakikaten de
ciddi, ağır ve değerli bir emek sarf etmiş. Oldukça yoğun bir kaynak
araştırması yaptığı da aşikar. Çalışması sistematik (kendisine özgü bir sistem
kurmuş) ama maalesef sözlükçülük bakımından sistematik değil; sözlükbilimsel
yöntem ve teknikler kullanmamış. Önsözünde bu çalışmayı, kaynağı Türkçe olan
kelimelerin ne kadar çok olduğunu ispatlamak ve kökleri hakkındaki yanılgıları
gidermek amacını taşıdığını söylüyor. Bu amaçla çalışmasını, kanıt ve daha
önceki savları çürütme mantığı üzerine kurmuş. Dolayısıyla pek çok veri
birbirinin içine girmiş. Maddebaşlarını tespit etmekten tutunuz, bunların eski
dönemlerindeki anlamlarına dair bir sistematik kurmadığı için günümüz anlamları
ön planda kalmış. Neyin eski, neyin yeni olduğu anlaşılmıyor.
[10] Eylemler arasından; döndürmek, dönüşmek, dönüştürmek,
dönüştürülmek, döndürülmek, döndürtmek, döndürtülmek, dönülmek, dönüşebilmek.
Adlar arasında dönence, dönencel, dönenceli, döneç, döner, döngel, döngü,
dönme, döndüreç, döndürüş, dönek, dönem, dönemeç dönüş, dönüşlü,
dönüşsüz, dönüştürücü, dönüşüm, dönüşümcü, dönüşümlü, dönüt. Sıfat olarak
ise döner, döngüsel, dönük, dönüşlü, dönüşsüz, dönemsel. Birleşik
kelimeleri bu listeye almadım. Sadece iki örnek vereceğim: geri/ileri dönüşüm,
döngel orucu.
[11] Bayat (2008)
[12] Bayat ve Çınar (2008)
[13] Sırasıyla Nişanyan (alın. 2022), Bayat-Çınar (2008), Stachowski (2019)
[14] Sağ, sol, arka ve ön yönlerinde bulduğumuz hareketi,
aşağı ve yukarı yönlerinde bulamıyoruz. Onun yerine kaldırmak ve indirmek
eylemlerini kullanıyoruz (baş kelimesini kullanmak kaydıyla başını döndürdü,
başını çevirdi denebiliyor, ancak yalın haliyle dönmek kullanılamıyor. Bu da
sadece yukarı için geçerli. Başını aşağı döndürdü, çevirdi ifadesi rastlanılan
bir ifade değil). Demek aşağı ve yukarı bizim için bir yön anlamına gelmiyor ya
da kısmen bu anlama geliyor.
[15] Bir dildeki sözvarlığını sayı olarak değerlendiren dar bakış açısına
eleştirimdir bu. Türkçenin anlatım zenginliği bir kelimenin içerdiği anlam
yüküyle değerlendirilmelidir. Bu bağlamda sözlüklerimiz yetersiz olduğu için
Türkçenin zengin bir dil olmadığı savını ileri sürmek dar bir bakış açısına
sahip olmak demektir. Kaldı ki dilde zenginlik ne demektir? A dilinin
yapabildiğini elbet B dili yapamaz. Çünkü B dilini konuşan insanların
ihtiyaçları ve/veya ihtiyaç algıları A topluluğundan çok farklıdır. Buna karşın
B dilinin yapabildiklerini de A dili yapamaz. Bu durum, A’nın B’ye (ya da
tersi) üstünlüğünü de göstermez. Durum sadece bundan ibarettir, o kadar. Dilde
üstünlük ya da yetersizlik tartışması, insanın her konuda, sadece kendisini iyi
hissetmek için yaptığı üstünlük ya da yetersizlik tartışmalarından başka bir
şey değildir, bir zaaf göstergesidir (Türkçenin bilim dili olmadığı yönündeki
tartışmalar da dahil buna. Dil eksik değildir, bilim yapılmıyordur. Bilim
insanlarının Türkçe yetersizdir demelerinden daha çelişkili bir söylem
düşünemiyorum ben bir dilci olarak).
[16] Kürşat Demirci (alın.2022), Klasik Düsünce Okulu’nun seminerlerinden
birini düzenlemiş. Dinler Tarihini arkeoloji ışığında ele alan Demirci’nin ve
bence diğer videoların değeri son derece büyük. Klasik Felsefe konusunda dil,
düşünce, akım, tartışma ne varsa hepsine buradan ulaşabilirsiniz.
[17] Dönüşüm: (TDK, alın.2022)
1. dönüşüm: isim Olduğundan başka bir
biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap,
transformasyon: "Alfabe dönüşümü halkın okumayı kolay sökmesi
içindi." - Necati Cumalı. 2. isim, biyoloji Görevinin değişikliğe uğraması
yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme. 3. isim, ruh bilimi Bilinçaltına
itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde
bilince yükselmesi, transformasyon.
[18] Kavramların her biri zihnimizde başka kavramlarla doğrudan ilişkili yani
eşzidimli (collocation) haldedir. Hatta nörolojik olarak somut
bağlantıları vardır. Bunların başlıcaları (yani yoğun ve ortak kullanılanları)
dilsel olarak eşdizimli şeklinde adlandırdığımız bir bağlantı içindedir:
“çay” diyelim; içmek, demli, demlemek, küçük vb. kelimelerle doğrudan ilişki
halindedir. Eşdizim Sözlüğü olmadan herhangi bir dil çalışması yapmak aslında
mümkün değildir. Özellikle de anadil ve dil öğretimi alanı bu sözlük olmadan
olmaz. Bu bağlamda Türkçenin bir Eşdizim Sözlüğümüz olduğu için çok mutluyum.
[19] Recai Cin’in 1971’de akademik çalışmasını yayınlamak üzere hazırladığı bu
sözlük son derece değerli bir çalışmadır. Zamanın koşulları nedeniyle veriler
eksikli, yanlış. Ancak bir kavramlar dizini, bugünkü dilbilimsel karşılığı ile
bir thesaurus ya da corpus her türl alanda büyük verim sağlayan
çok önemli çalışmalardır. Mersin ve Çukurova Üniversitelerinin şimdi TÜBİTAK
destekli projelerine dönüşen bu tür çalışmalar gerçekleşiyor olmasından büyük
mutluluk duyuyorum. Kelimelerin çeşitli ağları, anadili eğitimi, çocuk
kitapları, yabancı dil öğrenimi, çeviri hizmetleri, terim geliştirme, kelime
türetme, her türlü bilim ve teknoloji gibi alanlarda olmazsa olmazdır ve
geleceğin bilişim dünyası bu tür çalışmalar olmaksızın asla kurulamaz.
[20] Değişme, değişim, tahavvül, inkılap, transformasyon kelimeleri resmi
sözlüğümüzün verdiği eşanlamlılar. Bunları değerlendirince liste uzadı:
istihale, başkalaşım, farklılaşma, farklılaşım, şekil/biçim değiştirme, erilme,
evrim, evolüsyon, evirtim, evrilme, devrim, ihtilal, yenilenme, yenileşme,
yenilik, inkışaf, ilerleme, büyüme, reform, teceddüt, terakki, onarım,
iyileşme, ıslahat, güçlenme, modernleşme, çağdaşlama, ruhsal/ kişisel dönüşüm
(Yurtbaşı, 1996), (Tuğlacı, 1982), (Türkçe Sözlük, alın. 2022).
[21] O dönemlerde çok çeşitli alanlarda ilgili olan herkes kelime türetmek
üzere seferber olmuştu. TDK’nın Derleme ve Tarama Sözlüğü çalışmaları da aynı
döneme rastlar. 2003’teki doktora tezini kitaplaştıran Nevnihal Bayar, dönemin
çalışmalarını özetlemiş. Döneme ait yazılı kaynakları didik didik etmek de
ilginç sonuçlar doğurabilir. Sanıldığı gibi kolaycacık geçen bir dil devrimi
yaşanmamış (Bayar, 2006).
[22] Bir kavramı karşılayan kelime ya da kelimeler bütünü, benzer ya da başka
kelimelerin karşıladığı kavramlarla iç içe geçiyor, sınırın nerede olduğu
anlaşılmıyor ise bir kavram karmaşasından bahsedilir. Şöyle örnekleyelim.
"hayat” ve “yaşam” kelimeleri aynı kavramı karşılıyor görünüyor. Ancak
derinliklere indiğinizde farklarla karşılaşıyorsunuz. Bu farklar sayesinde her
iki kelime de aslında farklı kavramlara denk geliyor. Bu nedenle, aralarından
biri ölmemiş, halen yaşıyor. Tersten de bakalım: tartışmak eylemini
düşünelim. Birçok anlamı var. Tekme tokat bir tartışma ile münazara,
mütalaa vb. tartışmalar arasında çok büyük bir fark var. Ancak başka bir
kelime ile karşılanmamış. Dolayısıyla bu kelimemizde bir kavram karmaşasından
bahsedilebilir.
[23] Buradaki küçük dairecik, kelimenin artık kullanılmadığını, kullanılmaması
gerektiğini, eskiden kullanılan bir kelime olduğunu ifade eder.
[24] Özel adlara gelen eklerden sonra üstten virgül konulur kuralı
standartlaşıyor. Bundan önceki sözlüklerde İstanbula şeklinde yazılırken
bu sözlükte ilk defa İstanbul’a yazıldığını görüyoruz.
[25] Dil üzerindeki sistematik değişimler, siyasi
bir tercih ya da bir araçtır. Dolayısıyla konu üzerinde ileri sürülecek
savların geni bir yelpazede ve birçok açıyla ele alınması gerekir. Bu makalenin
değil, başka bir çalışmanın konusu olmalıdır.
[26] dirb. > dirimbilim, biyoloji.
[27] Bu işaretler, kelimedeki hece burgusunun nerede olduğunu gösterir.
Noktalar vurgusuz, tire vurgulu okunan heceyi işaret eder. Sözlükçülük
açısından önemli bir bilgidir. İlk defada bu sözlükte görüyoruz.
[28] Makalenin yazı sınırını göz önünde tutarak tekamül kelimesinin
derinlerine inmeyeceğim. Kısaca şunu söylemek yeterli: Arapça كمال (kamaal, olgun olmak) kökünden gelen tekamül;
olgunluk, olgunlaşma, kusursuzluk demek. Bu kök, ayrıca dilimizde bulunan kemal,
kamil, ikmal, tekmil kelimelerine de hayat vermiş. Bugünkü resmi Türkçe
sözlüğümüz tekâmül tanımlamaları arasında eskiden ibaresi ile evrim
sözcüğünü de veriyor. Nişanyan, bu anlamının 20 yüzyılda ağır basmaya
başladığını not etmiş. Osmanlı Türkçesinde bu kelimenin yaygın bir kullanımı
yokmuş. Her şeye rağmen belli ki tekamül kelimesinin bu anlamı ya da
başka alanlardaki olgunluk, kusursuzlaşma anlamı tutmamış. TUD verilerinde
nadiren teknik ya da sosyal alanda kullanıldığını görüyoruz. Evrim anlamında,
zorlanılarak kullanılmış görünüyor. Basit bir Google taraması, kelimenin inanç
ve ruhlar konularına ait bir kavram olduğunu ortaya koyuyor.
[29] Resmi dil kurumları olan ya da dil olgusunu kontrolleri altında tutabilen
her ülke için durum aynı olmuştur. Özel dil kurumlarına sahip ülkelerin
tarihinde de oldukça kanlı savaşlar sürmüştür dil ve kavramlar konusunda.
Türkiye özelinde “aklımızla nasıl oynandı sorusuna net bir cevap bulmak için
özel sözlüklerin, okul sözlüklerinin taranması, yazılı ve geniş kitlelere
ulaşabilen kaynaklarda ise bu kavramların içeriğinin nasıl değiştiğine yönelik
bir derin analiz yapılması gerekir. Bu çalışmamda ben konuya, sadece resmi
sözlüklerimiz açısından baktım.
[30] 68 doğumluyum. 74’te ilkokula başladım. 80’lerde lise, 90’lara girmeden
yüksek eğitim aldım, 99’da lisansüstü programım tamamlandı. Şapkaların kaç defa
gelip kaç defa gittiğini, hatta Batı kökenli kelimelere dahi ses incelmesi
olduğu anda şapka konduğunu bilmiyorum (plân, lâmba…). Sanırım 8-10 defa
değişmiştir bu kural. Tireli tiresiz yazımlar, virgül dahi yeni
standartlaşabildi. Şu an tam olarak nasıldır bilmiyorum, ancak tahminlerime
göre şapka, nispet î’si geri geldi ve Osmanlıca kelimeler kullanan öğrencilerin
sayısı gittikçe artıyor olmalı.
[31] Sırf meraktan Fransızcadan dilimize geçen rol kelimesine de bakayım
dedim. L harfinin ince okunduğuna dair bir bilgi yok. İşin ilginç tarafı
Arapçadan geçen saat kelimesinde de yok. Sadece ideolojik değeri olan
bir kelime de mi bu kadar detaya inilmiş? Bunun ideolojik sebebi ne olabilir?
[32] Yine sözlükçülük açısından bir eleştiri: Normalde birleşik kelimelerden
oluşan kavramların o madde başında bulunmaması gerekir. Bu olağandır. 2011
basımlı son Sözlüğümüz buna dikkat etmiş. İyi de etmiş. Kolaylaştırıcı olması
bakımından tanımlamanın sonunda kalın tip yazı ile ve yan yatmış oklar
kullanarak bağlantılı kelimelere ve kavramlara gönderme yapıyor. Bu da çok iyi.
dönüşüm üzerinden baktığımızda bu göndermeler arasında geri dönüşüm
ve kentsel dönüşüm kavramlarını görüyoruz. İyi, ama çok yetersiz: ileri
dönüşüm, toplumsal dönüşüm,
siyasal dönüşüm, ekonomik dönüşüm vb. gibi kavramlara da yer verilmesi
gerekirdi. Ya da daha terimsel nitelikte olan bilginin dönüşümü, elektrik
akımı dönüşümü, biyolojik dönüşüm vb. de dahil olmalıydı. TDK’nın
burada hangi ölçütü belirlediğini, bir ölçüt belirleyip belirlemediğini ben
anlayamadım. Bunu basit bir şuursuzluk ya da hata olarak mı alalım? Özellikle
ileri dönüşüm kavramı söz konusu olduğunda bunu siyasi bir tercih olarak
değerlendirebilir miyiz? geri dönüşüm kapitalist sistemin önemli bir
kazanç kaynağı. Kurulu sisteme ve politikalara hizmet ediyor. Ama ileri
dönüşüm daha çok adem-i merkeziyetçi ve/veya sosyalist ve/veya ekolojist
bir politikaya ait, ayrıca sanat dünyasının bir terimi. Acaba resmi politikamız
bizi bu tür yaşam anlayışlarından ve politikalardan uzak mı tutmak istiyor?
[33] TUD ve Eşdizim sözlüğüne göre dönüşüm kelimemizin bir arada geçtiği tüm
bağlamlar şöyle:
ahlâki dönüşüm (din bilimleri terimi), anlık
dönüşüm, araç/LPG/benzin dönüşüm, beklenmedik dönüşüm, bilginin dönüşümü
(edinilen bilginin bir ürüne, hizmete dönüşmesi), bilimsel dönüşüm, bilinmedik
dönüşüm, biyolojik dönüşüm, bunca dönüşüm, ciddi dönüşüm, çoklu dönüşüm (fizik
terimi), denetimsiz dönüşüm, ders denklik not dönüşüm formu, devrimci dönüşüm
(siyaset bilimleri terimi), dönüşüm (ekonomi terimi), dönüşüm (kimya terimi),
ekolojik dönüşüm, endüstriyel dönüşüm, esaslı dönüşüm, faz dönüşüm (biyoloji
terimi), fiziksel dönüşüm, fizyolojik dönüşüm, Fourrier Dönüşüm Yöntemi
(elektrik bilimleri), gen dönüşüm
(mikrobiyoloji), geri dönüşüm, hızlı dönüşüm, hidrotermal dönüşüm (tıp terimi),
Hough Dönüşüm Yöntemi (bilişim terimi), ideolojik dönüşüm (sosyoloji),
iktisadi/ekonomik dönüşüm, ileri dönüşüm, ilerici dönüşüm, imgesel dönüşüm,
irili ufaklı dönüşüm, kalıcı dönüşüm, kapalı dönüşüm (matematik terimi),
karsinomatöz dönüşüm (mikrobiyoloji), kentsel dönüşüm, kırsal dönüşüm, komik
dönüşüm, koşullu dönüşüm (edebiyat terimi), köklü/kökten/radikal dönüşüm, KRY
dönüşümü (ekonomi terimi), kurumsal dönüşüm, küresel dönüşüm (ekonomi,
sosyoloji, siyaset bilimleri terimi), malign dönüşüm (tıp, patoloji terimi),
marjinal dönüşüm (ekonomi), nüfusbilimsel dönüşüm, paranın dönüşümü,
politik/siyasal dönüşüm, psikoruhsal dönüşüm, rafine dönüşüm, renk dönüşümü,
renk uzayına dönüşüm (optik terimi), ruhsal dönüşüm, sabit dönüşüm (ekonomi
terimi), sağlıkta dönüşüm, sancılı dönüşüm, sektörel dönüşüm (ekonomi terimi),
sembolik dönüşüm, sına-i/endüstriyel dönüşüm, sosyo-ekonomik dönüşüm,
sosyokültürel dönüşüm, sözel dönüşüm, şiirsel dönüşüm, tarımsal dönüşüm
(ekonomi terimi), teknolojik dönüşüm, temelli dönüşüm, tinsel dönüşüm,
toplumsal/sosyal dönüşüm, yapısal dönüşüm (hukuk terimi/sanayi terimi/ekonomi
terimi/ mühendislik terimi), yaşam dönüşüm modeli (sosyoloji/ ekonomi terimi)